Anasayfa > Yazar > 12 Eylül

20.07.2012 Cum, 23:20

12 Eylül

Reklam

Düdük öttü ve demokrasi bitti. Siyasiler gözaltına alındılar. Partilerin faaliyetleri durduruldu. Buna rağmen halk rahat bir nefes almıştı. Herkes canını kurtardığına seviniyor, ihtilali coşkuyla karşılıyordu. Ama birkaç ay sonra ihtilalin gerçek yüzü ortaya çıktı.

 

1970’li yılların son çeyreği ülkede kan durmuyor. Kardeşkardeşi vuruyor. Olaylar hemen, hemen bütün kentlere yayılmış durumda.

Kurtarılmış kentler, mahalleler, sokaklar girilemez halde. Hiç kimsenin geleceği ile ilgili bir güvencesi yok. Akşamleyin evine gittiğinde bütün aile rahat bir nefes alıyor. Çünkü evden çıkış, normal, ama eve dönüş bir muamma idi.

Bu tablo karşısında bütün insanlar kurtuluşun silahlı kuvvetlerden geçeceğine inanmıştı. Herkeste bir beklenti vardı. Düdüğün öteceği günü bekliyorduk. Çünkü günün politikacıları bir türlü anlaşamıyorlar, kavganın peşini bırakmıyorlar, arenanın şeref türbininde yerlerini almış, sahada birbirini katleden insanları çaresizlikle izliyorlardı.

İşte tam o günlerde 12 Eylül 1980 günü düdük öttü ve demokrasi bitti. Siyasiler gözaltına alındılar. Partilerin faaliyetleri durduruldu. Buna rağmen halk rahat bir nefes almıştı. Herkes canını kurtardığına seviniyor, ihtilali coşkuyla karşılıyordu.

Ama birkaç ay sonra ihtilalin gerçek yüzü ortaya çıktı. Cunta her gün bildiriler yayınlıyor, yasaklar koyuyor, 4 kişi ile kanunlar çıkarıyordu.

Evler basılmaya başlandı. Birşey bulunamayınca kitaplıktaki kitaplar toplanıyor, yasak kitap muamelesi yapılarak ev sahibi gözaltına alınıyordu. O zamanki gözaltılar meçhule giden bir yolun başlangıcı oluyordu. Kimsenin nereye götürüldüğünden hiç kimsenin haberi olmuyor, ilgili makamlara da sorma cesareti bulunamıyordu.

Gözaltında işkenceler, ölümler hızla yayıldı. Binlerce insan sakat kaldı, yüzlercesi faili meçhulde öldü.

İşte; ülkede düzeni getirmek amacı ile iktidarı ele geçirenler böylesine korkunç bir tablo çizdi.

Daha da vahimi üniversitelerde öğretim görevlilerinin görevine son veriliyor; öğretmenler, memurlar fişlenerek bulundukları makam ve görevden kovuluyorlardı. Hiç kimsenin hak arama özgürlüğü yoktu.

İhbarlar zirveye ulaşmıştı.En yakınlar bile birbirini ihbar ediyor, ihbar edilen kişi, suçsuzluğu anlaşılıncaya kadar yıllar geçiyordu.

Bu rejimi yaşayanlar yaşadıklarıacıları sonraki nesillere tam anlatabildiler mi? Bilemiyorum. Ama ülkenin bu günkü görünümü de çok hayra alamet verici değil. Yüzlerce insan hapishanelerde, uzun süreli tutukluluklar insanların canını yakıyor, politikacılar tıpkı 1980 öncesi gibi kavgalarına devam ediyorlar. Ülkede insanlar kamplara ayrılıyor.

Nereye gidiyoruz. Bu sıkıntılar içerisinde benim endişem odur ki, demokrasi gene tehlikeye girebilir.

Onun için ülke olarak, insan olarak bir daha 12 Eylülleri yaşamamak için demokrasiye sıkı, sıkı sarılıp, sahip olma zorunluluğumuz vardır.

Bu dönemde de sorumluluk 12 Eylül’ün acıları ile yaşayan; sağda ve solda politika yapıp, görüş belirten insanların omzundadır.

Demokrasi, kaybedilinceye kadar hoyratça kullanılıyor, kaybedilince ona ulaşmak imkânı çok zor elde ediliyor. Bunun için demokrasinin değerini bilmek zorundayız.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.