Anasayfa > Yazar > Bir Yazara Cevap

20.07.2012 Cum, 22:31

Bir Yazara Cevap

Reklam

03.02.2012 günlü Cumhuriyet Gazetesinde “CHP’nin sorunu…” Başlıklı yazınızı utanarak okudum ve size gazetenize böylesine yanlı ve yandaşlık kokan bir yazıyı yakıştıramadım.

 

Kaba milliyetçiliği Cumhuriyet Halk Partisinde kimlerin yurtseverlik olarak görüp, millete yutturdukları ortadadır.

Demokrat olduğunu söyleyen bir partide başarısız olan kişileri koltuğundan indirmek bir suç değil demokratik bir haktır.

Meclis içinde ve dışında gideceği partiler var diyerek tüzük kurultayına partiyi çağıranlara yol gösteriyorsunuz.

Bu insanlar partinin temelidir. Hepsi yurtseverdir, sosyal demokrattır, Atatürkçüdür ve solcudur. Günlük politikaya göre hiçbirisi yelken açmayacağı için onlara sizin gibi insanların gideceği partiyi göstermeye hakkı yoktur.

Kastettiğiniz o insanlar 12 Mart – 12 Eylül faşizminde bile partiyi terk etmediler. En yakınlarında arkadaşları birlikte uğradıkları saldırılarda öldüler. Çoğu hapishanelerde yıllarca çile geçti. İşkence gördüler. Sürgün ve kıyımlara uğradılar. Sorgulardan geçtiler ama düşüncelerinden hiç ödün vermediler.

Bugün demokratik haklarını kullanarak tamamen diktaya dayalı bir tüzüğü değiştirmek için her zaman olduğu gibi inançla mücadelelerini sürdürüyorlar.

CHP. Eğer sosyal demokrat bir parti ise bu tüzükle yönetilemez.

Sayın Hikmet Çetinkaya, siz tüzük kurultayına çağrı yapanlara ağız dolusu hakaretler yağdıracağınıza partide yönetim koltuğunda oturanların ilk kurultayda demokratik bir tüzük yapacakları sözünü niye tutmadıklarını onlara sormalısınız.

Şu anda CHP’yi çok sesli yapanlar Atatürk çizgisinden ve Sosyal Demokrasinden uzaklaştıranlar, kaba milliyetçi ve ırkçıdırlar. AKP’nin devrimlere karşı saldırılarına suskun kalanlarla bu parti daha ilerileri götürülemez.

Sizin düşüncelerinizin bu kadar katı şekilde ortaya çıkmasına şaşırdım, ve elli yıllık bir Cumhuriyet Gazetesi okuru olarak hüsrana uğradım. Hesabı şu anda ki yöneticilerden soracağınıza, partide demokrasi bayrağını dalgalandırmaya çalışılanlara saldırmanızın anlamını bir türlü çözemedim ve gezentinize yakıştıramadım, siz bu düşüncelerin uymadığını düşünüyorum.

Hele şu korkunç düşüncenizi okuyunca kendimi paniğe kaptırdım.

“Bir lider yumruğunu masaya vurur, üç beş kendini bilmezi hizaya getirirdi, ondan” cümlesini okuyunca eyvah dedim. Kendisini demokrat sanan sol çizgide gören bir yazar yumruğu masaya vurur deyimini sosyal demokrat partinin genel başkanından isteyebiliyorsa o zaman bizim başkalarından demokrasi ve hukuk çizgisinde uygulama beklemeye hakkımız yoktur. Diye düşündüm.

Çünkü yumruğu masaya vurmak deyimi bir emrin tartışılmadan yerine getirilmesini isteme deyimidir. Yani yumruğu ses çıkarının aykırı düşünen beynine indir, onun düşünmesini engelle anlamındadır. Siz nasıl böyle bir düşünceyi savunup, yazınıza alırsınız, aklım almadı, şaşkınlık ve umutsuzluk içindeyim.

Kılıçdaroğlu’nu halk seviyormuş, ama yumruğunu masaya vurmadığı için eleştiriyormuş, bu temelsiz bir düşüncedir, sadece şu andaki korku imparatorluğunu yaratan CHP yönetimine ait bir düşüncedir. Bir de yapay anketlerle kamuoyunu etkilemeye çalışan yalancıların görüşüdür.

Siz İstanbul’da masanızın başından böyle görebilirsiniz. Ama şunu söylemeliyim, ben Erzurum’da halkım, halkın içinde politika yapıyorum, eğer halk genel başkanı çok sevse idi, % 50’leri iktidar partisine verip, % 26’larda CHP’yi bırakmazdı.

Partide tüzük isteyenler, yeniçeri ocağı değildir. Onlar gerçek sosyal demokratik, Atatürkçü v solcudurlar.

Eğer yeniçerileri arıyorsanız, kaba milliyetçileri soruşturuyorsanız. Şu anda CHP yapısına bakarak bu şahısların orada bulabilirsiniz.

Bu partide ön seçim mi yapıldı ki, bu şahıslar ön seçimi kazansın. Bu ne kadar büyük bir bilgisizliktir.

2011 seçimlerinde hemen, hemen Türkiye’nin bütün illerinde liste başlarına kaba milliyetçiler merkez sağın hoşgörüsüz kodamanları, din istismarcıları oturtulmadı mı? Şimdi onlar her kafadan ses çıkararak parti içinde Bremen Mızıkacılarını oynamıyorlar mı ?

Lütfen biraz kendinize gelin ve aklınızı başınıza toplayın. İşinize bakın bilmediğiniz kulvarlarda koşmaya çalışmayın.

Siz hiç 12 Eylül öncesi sokaklarda komaya sokuluncaya kadar dövüldünüz mü? Sorgulardan geçtiniz mi ? Sürgünlere gönderildiniz mi? Görevinize son verilip, işkenceden geçtiniz mi? Veya savunduğunuz şu andaki CHP’li yöneticileri 12 Mart – 12 Eylül baskıcı dönemlerde neredeydiler, hangi görevdeydiler, hangi partilerde kendilerine makam aramaktaydılar. Hiç araştırdınız mı ? lütfen insaflı olun ve parti için demokrasi bayrağını yükselten ilerici , devrimci, Atatürkçü Sosyal Demokrat bu insanlara iftira atıp ve haksızlık yapmayınız.

Şu anda parti içinde önemli görevlerde bulunan Sezgin Tanrıkulu , Gürsel Tekin, Sinan Aygün, Bülent Kuşuoğlu, Emine Tarhan Erdem , Turhan Tayan, soyadı Aygün olan ismini hatırlamadığım Tunceli milletvekili Binnaz Toprak, Sena Kaleli ve buna benzer birçok ismin sosyal demokrat, solcu , ulusalcı olduğunu söyleyebilir misiniz?

Yazınızda imzacıları meclis içinde ve dışında gideceği partilere kovuyorsunuz. Ama bu adamlar başka partilerden geldiler. Hala o partinin kimliğini CHP. İçinde taşıyor ve görüşlerini seslendiriyorlar. Partilerine dönmek içinde bağlı oldukları mercilerden işaret bekliyorlar. Gerçek partilileri başka partilere kovma cüretini gösterirken bu isimlere ve onların partilerine bir diyeceğiniz yok mu ?

Bunları partinin üst yönetimlerine kimler taşıdı. Düşünebilirimsiniz. Siz mutlaka CHP ve Genel Başkandan bir şeyler mi? bekliyorsunuz. Şimdi bu nedenle ona ve yandaşlarına bütün yanlış uygulamalarına rağmen destek veriyorsunuz. Eğer parti içi zaaf ve yanlışları değerlendirecek olursanız, daha doğrusu objektif bir değerlendirme yapabilecek düzeyde iseniz, muhalifleri değil, bu günkü CHP’yi köklerinden koparan genel başkan ve çevresinden hesap sormalısınız. Ama nerde…?

2011 genel seçimlerinde Erzurum’daki olayı anlatarak konuyu kapatmak istiyorum. Eğer birazcık demokrasi anlaşışınız var ise bu yazdıklarına yer verir veya bana yazdıklarımın yanlış olduğunu kanıtlayacak bir cevap verirsiniz.

Dönelim Erzurum’a 2011 seçimlerinde birinci listeden aday gösterilen kişi hiçbir zaman sosyal demokrat olmadı. Atatürkçü olmadı, CHP’li hiç olmadı. Hep bu düşünceyi taşıyanlara karşı çıktı , ama Gürsel Tekin’in işareti ile liste 1’e geçirildi, 2-sıra 3-4-5 ve 6. sıralarda bu zihniyeti Erzurum’daki temsilcileri ile doldurdu. Yani solcu ve sosyal demokratlar tasfiye edildi. Sonuç ne oldu, biliyor musunuz Sayın Yazar. Sadece her zamanki gibi hüsran. Erzurum’da 35-40 bin civarlarına yaklaşan ve referandumda da alınan oy oranı ile ortaya çıkan potansiyel birden yok edildi. Oylar 18 bine düştü. Bu acı sonucun sorumlusu acaba bu gün daha demokratik bir tüzük ve her ilde ön seçim isteyen inançlı parti üyeleri mi? Yoksa bu günkü yöneticiler mi? Bu korkunç listenin sorumluları sayın Kılıçdaroğlu ile Gürsel Tekin’dir. İşte muhalefetin direnç noktası bu tür haksızlıkları yapanlara ve uygulayanlara karşıdır.

Aklınızı başınıza toplayın ve gerçek emekten yana olan bu insanlara saygısızlık edip, hakaret ve küfürler savurmayın.

Kötü söz sahibinindir. Bunu da hiç mi hiç unutmayın.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.