Anasayfa > Yazar > Dostluk, fedakârlıktır

19.07.2012 Per, 3:27

Dostluk, fedakârlıktır

Reklam

Dostluk, fedakârlıktır.

Dostluk, insanın insana uzattığı yardım elidir.

Dostluk insanların içine düştükleri zor günlerde onlara verilen karşılıksız destektir.

Bu kısa başlıklar dostluğun tanımı anlamına gelecek açıklamalardır.

İnsanlar her zaman dostluktan bahsederler ama dostu bir türlü bulamamışlardır.

“Dost, dost diye nicesine sarıldım,

Benim sadık yarım kara topraktır”

Diyen büyük Halk Ozanı dostluğun gerçek anlamını yaşayamadığı için kara toprağı gerçek dost bilmiş,

“Bir dost bulamadım, gün akşam oldu” diyen anonim halk türküsünün şairi bütün ömrünce aradığı dostluğu bulamadığını, ömrünü tükettiğini, ama dostları ile buluşamadığını anlatırken hüznünü ve acısını bu satırlara dökmüş dost bulamamanın acısı ile ömrünü tüketmiştir.

Geçmişte olduğu gibi günümüzde de sorun budur. İnsanlar günlük yaşamlarını anlatırken “Dost kazığı” deyimini sık, sık konuşmalarında tekrar ederken bu yüce duyguyu bir türlü yakınlarında göremediklerini acı bir feryatla haykırırlar.

Dost sandığımız insanlar tarihte hep yakınlarına kazık atmış ünlülerdir. Onların yaşamları örnek olsun diye romanlarda, tiyatrolarda yerini bulmuştur. “Brütüs’ün üvey babası Sezar’ı düşmanları ile birlikte arkadan bıçaklaması dostun ihaneti olarak tarihte yerini almakla kalmamış, insanlara yaşam tarzı olmuştur.

Hızır Paşa’nın, büyük şair Pir Sultan Abdal’a yaptığı zulüm ve sonucunda yandaşları ile onu taşlaması büyük ozanın hiç umurunda değildir, ama taş atanlar arasında dost bildiği kişinin ona gül fırlatması yüreğinden yaralar ve “İlla Dostun Gülü Yaralar Beni” dizelerini yazmasına neden olur.

Bence hayvanlara karşı yaptığımız ufacık bir hizmet dostluğun en samimi duyguları ile onlar tarafından bize karşı gösterilen bağlılıkta sembolleşir.

Doğaya dostça yaklaştığımızda onun karşımıza çıkardığı nimetler bence dostluğun en güzel örneğidir. İnsanlarda karşılığını bulamadığımız dostluğu doğada ve hayvanlarda buluruz. Çünkü arada çıkar ilişkisi yoktur.

Özellikle politikada, dostluğa vurulan en büyük kazıklarla karşılaşmışızdır. Dost diye sarılıp, sahip olduğun aynı politik çizginin adamı bir anda ihanetin zirvesine çıkarak gösterdiği dostluk örneğinin karşılığını acımasızca verir. Onun yaptıkları aklın bir yerinde kaydedilip, yıllar sonra karşımıza çıktığında bizi üzen dostluğa vurulan ihanet darbesidir. Unutmak mümkün değildir. Buna da dostluğu yıkan adamın cevabı vardır. Halka inmek, korkuları yıkmak, politikada acımasızca davranmak gibi insanlıkla bağdaşmayan görüşlerdir. Gerekçe bu olunca politikanın üst kademesinden,  en alt kademesine kadar menfaat ilişkilerinin ön safa çıkmasını engelleyemeyiz.

Sultanların döneminde bu böyle idi. Vezir-i azamları padişaha en güzel şekilde gammazlayan insanlar vurulan kelleler üzerine saltanatlarını oturtmadılar mı? Padişahın kendi çocuklarını  katletmesine neden olan şey menfaatin ön plana çıkıp, dostluğun yok edilişi değil midir?

Kısaca dostluk ortamında buluşma , dün yoktu, bugünde çok azdır. Bu kavram dilimizde ve düşüncemizde sadece bir sembol ve ihanet göstergesi olarak yerini alacaktır.

Onun için diyorum ki, bu sembolü hayata geçirme çabasını hiç bırakmayalım. Dostça yaşayıp, dostça kalalım. Geçici dünyada kalan iz sadece budur. İnsanlık o zaman gerçek anlamını bulacak insanlar yaşadıklarının tadına varacaklardır.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.