Anasayfa > Fırfırik > Fırfırik 1

07.12.2013 Cts, 23:13

Reklam

Fırfırik dergisinden seçme en komik resimler ;

 

[nggallery id=1]

YORUMLAR

Toplam 2 yorum bulunmaktadır.

Avukat Ekrem TOS, Stockholm-Ìsveç

ÖYLE BÌR GECER ZAMAN KÌ

Bir kentte ögretmenler bulunur, normaldir. Bir kentte hekimler olur; normaldir. Din adamları da olabilir, dogal degilse de biraz normaldir. Fakat eger bir kentte deliler yoksa o kent anormaldir, kültürünün felsefe ayagı topaldır; uygarlıgın kapısından henüz girememiştir, diyenler, benim çocuklugumun korosunu oluşturur; özellikle başrollerde:

Sarıkamışlı Keş Abdullah (tekel gönüllü bayisiydi kamu hizmetlerinden yasaklaninca) tugla fabrikalari acti; adi fabrika. Ocaklarin tepesinde icerdi ve tuglalar ya fazla yanmis ya yanmamis üretilince kentte bircok bina doksan derece aciyi tutturamadi. Belediye o zaman bir karar aldi; üc katta fazla yasak; egri görünüyor ama tugla ocaklari o kadar cogaldi ki, kim kimi dinler. Sarikamiş’a giderseniz binalara dikkatle bakin, dik duran bir tane varsa sivanmis boyanmis Ermeni locmanidir; Keş Abdullah tarihinden sonra yapilanlar ise belediye dahil dogusu 85 dereceyse batisi 95’tir dengede öyle tutturulabilindigindendir… Keş aslinda normal edebiyatta madde bagimlisi demektir; ama o zamanalar Sarikamis yoksuldu; madde nerede; cok ender acikta icenler bulunursa önce hapsolunur sonra yargilanirdi; simdi yargilanan cok hapsolan yok.. Rahmetli Abdullah abi cok insanin yuvasini yanik tuglayla yapti; cünkü en ucuz satan patron o’ydu. Geride sag kalabilenlerin başi sagolsun!
Sarıkamışlı Dirgen Kemal (Bizim Oci’nin arkadasiydi; simdi birsey desem biri henüz yasamda ve kesin benim yasamimi risike sokar; neme gerek!).

Sarıkamışlı Artist Kemal; filmlerini gören yok ama ilceye her geri geldiginde yeni bir kostüm ve senaryolar demetiyle gelirdi.. Filmlerinin konularirni 21 yasindan büyüklere özel bir ortamda anlatirdi, onlar da görmüş gibi olduklarini bizlere 21 altindakilere kahvede anlatirlardi ve biz de yakinen görmüs gibi olurduk..

Sarıkamışlı Şıh Şıko (Bizim Şotto’nun arkadasiydi; simdi birsey desem biri henüz yasamda ve kesin benim yasamimi risike eder).

Sarıkamışlı Domame Saho (Bizim Koppo’nun dostuydu; konusuna girmek beni risike sokabilir; bunu da teget gecelim bari)

Sarıkamışlı Şemame Şemistan ve
onun üvey babasi Ìtfaiyeci Kör Fevzi (emekli ettirilene dek hiçbir yangının söndürüldügünü bilen yoktur: Kilise sinema üc kez onun zamanında yaktırıldı; ücünde de tanka su almagı unutup yangından sonra ayılıp gelebilmişti; ayni metodlarla ormanlar tarla oldu; Ermeni lojmanları yanarken de birinde merdiveni, sonuncuda hortumlari yolda düsürmüslerdi… Locman da kalmadı zaten; itfaiyeye gereksinim de…)

Sarıkamışlı Trenci Şeho; “Ben olmazsam burada gar binasi olmaz”, der ve sürekli Hareket Şefi sapkasi giyer; düdük calar, kompartmanlara sise sise su doldurup tasirdi; sürekli yolculuk yapanlar onu tanir ve severlerdi”. Şeho öldü, Sarikamis Gar tesisleri, teknik bakim atölyeleri kapandi. Koskocaman bir Gar sefligi, köy duragina dönüstürüldü…

Sarıkamış-Karakurt’lu Ceco; bu da Karakurt bucagindaki Kamyon ve Otobüs hareket isletmecisi gibi yani Şeho’nun benzer bir örnegiydi…

Sarıkamışlı Dello Ayna; mahalenin dert ablasiydi; tabanca kursunuyla vurulduktan sonra yeniden dirildigine ve kendisinin perileri bulunduguna inandirmaga calisirdi; sonunda ona inananlar cogalip da bana inananlar azalinca, gittim carsidan bir oyuncak mantar tabancasi aldim. “Haydi perilerin seni bir daha diriltsin”, dedim, ona dogru ates ettim; ondan sonra beni her gördügü yerde Katilimdir diye bagirarak o kadar cok rahatsiz etti ki, o kaldi orada, ben Sarikamiş’i terk ettim; Kars’a tasindim; Katil buraya tasinmis dedi halk, temelli ülkeyi terk ettim; Ìsvec’e sigindim.

Sarıkamışlı Saho(Sormayin; onun mazisi her canliyi aglatti, yalnizca insanlari degil!)

Sarıkamışlı Kör Müyesser (evlere su servisi yapardi, özellikle yalniz yasayan subaylara, dul esnafa ve gar personelinden olup da Ermeni locmanlarinda yalniz kalan memurlarin halilarini kilimlerini yikamaga giderek gecinirdi; ütü de yapardi diyemeyecegim, hem o kadar fazla göremiyordu baska seyi yakabilir diye eline vermezlerdi; hem de su müsterileri arasinda ütülü giyen bir mahluk yoktu; neleri görebiliyor neden kör deniyor sormaga zaman olmadi; Müyesser, su testisi gibi su yolunda sehit oldu). Bir süre onun yerine, Culluk Emo’nun ablasi Hedik (Hediye) calistiysa da sorun cikti. Bu kez onun da gözleri fazla görüyor diye birtakim aile mahkemelerinde dosyalar dolduran zincirleme olaylar oldu; bu meslegin de cilki cikti, bir cesit meslek daha tarihe karisti… Sonra biliyorsunuz vesikali sucular cikti ama suyun da tadi kacti!..

Erzurumdan import produksiyon Cırık Gürbüz (gencken normaldi derler; hatta torpil morpil ilkokul ögretmenligi diplomasi da aldi amma sonra Kocaeli’de depremde kafasina benim plasik kolleksiyonum düstü, gerisini sormayin!) eevet, ayaga kalkti ama keske kalkmasaydi!

Sarıkamışlı Chekko (köpek egiticiligi yapmasiyla taninirdi; özür dilerim gercek köpek, yanlis anlama olmasin; kendisi ilkokula bile gitmemisti)

Sarıkamışlı bayan Marko Paşa Mete Dırrê (Sormayin; aglatan bir mazidir!)

Sarıkamış Tarzanı Talat BULUT; yanlislika Manisa ormanlarinda saklandigi yerde ele gecirilince artist oldu. Gercekten onu kafese koyup Istanbul’a götürdüler ve ciddi ciddi filmlerde oynattilar… Halen de oyuncudur ama artik piknige cikabiliyor dallara degil.

Sarıkamışlı güzellik kraliçesi Perişan(Sormayin; aglatan bir mazidir!)

Kagızmanlı Türkmano Poççikli; gerçek adi Girê Kero Belengaz Ekrem olup gerçekten kuyrugu vardi; Alakilise saglik ocaginda Cindar Cemal ekibinin ameliyat etmesiyle normal yasama döndürüldü… Kimlik karti bile aldi.

Kızkurusu Lallik; sonunda Erzurumlu birine kacti da Sarikamis’in son “kurut”u tarihe karismis oldu.

Sarıkamışlı Kafo Binali; öldükten son iki beyni oldugu saptanarak Kars Müzesine yerlestirildi.

Sarıkamışlı Cindar Cemal, yalnizca kadinlara fal bakardi; arpayi okur üfler efsunlar tavanda yürütürdü ve her cins havvanli bagira bagira aglatir; esege hav hav dedirtir, köpegi anirtirdi; böylece efsun baglanirdi; yani bu bir haber isratei idi, kadina zarar veren erkegin sidigi dügümlenirdi; hatta ben iyi animsiyorum, ben taze kizken Mahalle bekcileri vardi, gece beni ev haricinde olan tuvalette sikistirdilar, “vereceksin” dediler, yoksa fosseptige atariz seni dediler; “Vereyim dedim, ama sabah Cindar CEMAL’e giderim ona da veririm sizin prostatiniz kansere ugrar!” Bunu duyan bekciler ayakkabilarimi öpüp savustular, ondan sonra kimseye musallat olmadiklair gibi kendi karilarindan da bosandilar… Cemal amcayi baska bir sorundan dolayi bizzat gördüm, yani gercek mi diyenlere ekleme yapayim; arpa tanelerinin tavanda gezip de bebek gibi cigir cigir inlediklerini bugün de capcanli animsiyorum…

Sarıkamışlı Azeri Merze Mama; mahallenin ortak tandirinda hergün herkesin ekmek yapmasina yardim ettigi gibi, özellikle Istasyon’da CINGILOGLU’nun cayevi denilen gececi arka bahce ortamdaki insanlara lavas ekmegi verirdi; CINGIL amca da arasina helva koyardi. Gel gör ki bizim halk genelde nankördür, gecesini gündüzüne katan Mama’nin bu kamuoyu hizmetlerini delilige yorumladilar; yani kimilerine iyilik yaramiyor… Merze öldü; hem tandir ve hem de CINGIL’in ortami kilit asti… Kimse ac kalmadi elbette ama gercek olgu bir hayal oldu; yasamis olanlar bile inanamiyorlar, kaldi ki okuyanlar inana… Mama bircok dilde anne demektir; belki de benim annelerimden biri de oydu; yani öyle bir his, haalen…

Adısaklı Lapon bilgesi der ki;
Bir toplum delilerine filozofmuşlar gibi, filozoflarına ise deliymişler gibi davranıyorsa o toplum “toplam”dır; vicdanen sakarlar sürüsüdür…

(Not, bu vecizenin Sarıkamış’la ilgisi yok; Laponia’yla ilgisi var. Sarıkamış’ın “aykırı tiplemeleri”ne gelince onlari yoksulluk “deli” diye etiketlendirmişti, gerçekte onların Nobel ödülü almış kimselerden beyin olarak bir miligram eksikleri yoktu; ayrıca, sistem onlara ne verdi ki ne diye küçümsensinler; yani, ay’a merih’e astronot olarak gönderildiler de gitmeyiz mi dediler?)

•*¨`*•. (¯`v´¯) (¯`v´¯) .•*¨`*•
. . . •*¨`*•.¸(¯`v´¯)¸.•´*¨`*•

Oops: Bu fikradaki figüranlar ve senaryolar gercek degildir; zaten Sarikamis diye de ilce mi ola; nerede kamis neresi sari?! Hic yani…

FIKRADIR/ Bunu ilk anlatan: Fosforlu Cevriye / InterMemmet Dergisinden aktarmadır

http://www.fido7.net/cgi-bin/forumm.fpl?user=uci&num=85117
http://www.fido7.net/cgi-bin/forumm.fpl?user=uci&num=84708

28.07.2012, 0:52
Adıgüzel

Cindar Cemal, çocukluğumun yaşamımın vesilelerinden biri olan kişidir kendisi babamın dedesi babaannemin babasıdır. Sarıkamış’a her geldiğimde onun hikayelerini devamlı dinler namını duyarım. Kendisini evinin önüne yazları koyduğu o büyük kırmızı baba koltuğu ile hatırlarım.

18.07.2018, 9:51