Anasayfa > İz Bırakanlar, Slayt Haber > Gullebi Turan

05.10.2013 Cts, 17:06

Reklam

Gullebi Turan (USTAOĞLU) 1945 yılında Erzurum’da doğdu. Erzurum’un faytonlu döneminde uzun yıllar faytonculuk yaptı. Anlatımları ve hazır cevaplığı onu kısa sürede sanat dünyasına taşıdı. Arif Sağ’a “Baba”, Belkıs Akkale’ye “Ana”, İbrahim Tatlıses’e de “Oğlum” diye hitap etti.

 

Arif Sağ’a kızdığı dönemlerde Ömer Şan, Bilge Şan çiftinin evinde kaldı. Son yıllarında Erzurum’a sadece ramazanda oruç tutmak için gelen Gullebi Turan, 1992 yılında rahatsızlandı ve bir yıl sonra 1992 yılında Siroz tedavisi gördüğü Araştırma Hastanesi’ndeöldü.

 

Asri Mezarlıkta kimsesizler bölümüne defnedildi.

 

Gullebi Turan arkasında fıkra gibi olaylar bıraktı.Teyyo Pehlivan’ın bir başka versiyonu olan Gullebi, Erzurum’da mizahın gücünü kavrayanlara da büyük bir malzeme oldu.

İşte Gullebi Turan ile ilgili anlatımlardan üçü;

 

“Perihan abla nasılsan?”

Gullebi Turan İzmir Fuarı’nda gezerken gözü, gazino afişlerine ilişir.

Birinin önünde İbrahim Tatlıses’in afişini görünce, gazinonun kapısına dayanır.

İçeri girmek ister, ama kılık-kıyafetine bakan görevliler geçit vermez.

“Oğlum ben İbrahim’in arkadaşıyım. Gidin Gullebi Turan geldi diyin diye” görevlileri ikna eder.

Görevliler geri döner, azarladıkları Gullebi’yi bu defa saygıda kusur etmeyerek içeri alırlar.

Kuliste Derya Tuna ile birlikte olan İbrahim Tatlıses, Gullebi Turan’ı öyle karşılar ki, görevliler deDerya Tuna da şaşırır.

Hoş beşten sonra Tatlıses, Gullebi’yi Derya Tunaile tanıştırmak istediği bir sırada Gullebi potu kırar:

“Perihan abla sen nasılsan?”

 Tuna şok içindedir ki araya  Tatlıses girer:

“Gullebi o Derya ablan” diye durumu düzeltemeye çalışırken, Gullebi  kulistekileri  kahkaha boğar:

Eee ne bilim oğlum sende her gün bir gari değişirsen

 

“Bu senin anan değil”

Gullebi Turan’ın mahalleden arkadaşının annesi rahatsız hastanede yatmaktadır. Geçmiş olsuna giderler

Arkadaşı annesine Gullebi Turan’ı tanıştırır.  Yaşlı kadın bir türlü tanımayınca devreye Gullebi girer.

Başlar anlatmaya:

“Eze  ben Turan da.. Bene somun ekmeğin arasına yağ sürüp verirdin da..”

Kadın yine tanıyamaz, devam eder Gullebi:

“Ben sizin bacazi kürürken düşmüştüm…”

Kadın Turan’ın yüzüne bakar.

Yoh oğul vallah tanıyamadım seni” der

Turan hışımla yerinde fırlar, arkadaşına sellenir.

“Gah ula gidah, bu gari senin anan değil”

 

“Otuzbin Almanı Müslüman ettim”

Gullebi Turan, kahvehanede oturmuş Almanya hatıralarını anlatıyor:

“Turan’ın namı, Erzurum, Türkiye tamam. Ama Almanya’da bizi tanıyan nanay! Embele bir boy pos, bakış, süzüş gösterim diye şıtrasse voltaladık, ama kim kime dum duma. Bahtılar huzursuz oldum, dediler ki, Alman rajonunda gençlik delikanlılık, goco işleri müzikhollerde olurmuş. Eyi dedim akşam oraya da gideriz. Akşam oldu o dedikleri yere bir gettik ki, ne görim, ben diyim yirmi, siz deyin otuzbin kişi. Karı, kız, delikanlı, yavşak ne varsa orda. Birez, fark ederler diye bekledim. Ama gözümüzün içine bakan biri yok. Kafamın tasi attı, mendili çıkarıp yere serdim, sağ dizimi koyup bir nağara bastım, ama ne nağara! Oradaki o ottuz bin kişi, hep bir ağızdan ‘Eşhedü en lailahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Rasulullah’ diye titremeye başladi.”

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.