Anasayfa > Yazar > İstanbul Film Festivali

19.07.2012 Per, 3:24

İstanbul Film Festivali

Reklam

Bu yıl 30. yılını kutlayan İstanbul Film Festivali, gene çok önemli filmleri, İstanbul seyircisi ile buluşturdu. Benim gibi birçok kişiye okul olan İstanbul Film Festivalinin sıkı takipçilerinin arasında birçok yönetmen, oyuncu yetişmiştir. Bizim kuşak çok faydalandı. Uzun yıllardır, en çok beklenen film festivali ünvanını hep koruyor.

Bu yıl, çok önemli yönetmenler, filmler, jüriler, oyuncular festivali şahlandırdı. Beyoğlu nun en eski sinemalarından biri olan Emek sinemasının geçen yıl kapanması iki yıldır, biz sinema seyircilerini derinden üzdü. Emek Sinemasından kimler, hangi filmler gelip geçmedi ki…

Benim çocukluğumun sinemalarından biridir. Çok görkemli, büyük bir sinemadır. İstanbul Film Festivalinin simgesi olmuş bir sinemadır. Birbirlerinden ayırmak imkansızdır. Ama maalesef kötü bir kararla Emek sineması kapandı.
Ben sinema kapanmasını bir ebeyn kaybetmekle eş değer bulduğumu söylerdim, çünkü ailemizin 46 yıllık Gürpınar sinemasının kapanması kararına son noktayı ben koydum. Binamız hala bizim ve yerinde durmasına rağmen, binanın sinema olarak hizmet verememesi çok acı, içimde bir yara.
Bizim şartlarımız farklıydı, önce Türk Sinemasının içinde bulunduğu dönem, sonra Ailemin hastalıkları ve kayıplarımız, daha sonra da Erzurum’un sosyolojik ve ekonomik boyut değiştirmesi. Tabii bunların hepsi sadece bize olmadı, Türkiye’de her şehir de birçok sinema kapandı. Hatta dünya da dengeler değişti oralarda da birçok sinema kapandı. Büyük alışveriş merkezlerinde cep sinemalarına gidilmeye başlandı, tıpkı bizde ki gibi.
Ekonomik dengelerin değişmesi, teknolojinin gelişmesi, dünya nüfusunun artışı bir sürü güzellikleri ve sorunları birlikte getiriyor. Ama her şeye rağmen, kültürümüzü, birlikteliğimizi, sahip olduğumuz tarihimizi koruyup kollamamız gerektiğine inanıyorum. Gelecek nesillere kültür ve tarih bırakmalıyız kanaatindeyim.
Emek sineması, beni çok etkiledi. Kültür varlıklarımızı koruyamazsak, geleceğimiz olamaz.
Yurt dışında birçok ülkede simgeleşmiş, kültür varlıklarını özenle koruduklarını görüyorum. Bizim de bu konuda daha duyarlı, özenli olmamız gerektiğine inanıyorum.
İstanbul Film Festivali, ilk yıllarında, birçok yoklukla başlamış bir festivaldir. Az kişiyle büyük bir organizasyonu yapma, teknik yetersizlikler. Alt yazı yoktu o yıllar. Simultane çeviri yapıldığı yılları hatırlarım. Çok zor bir işti. Bilet kuyruklarına gece, sabaha doğru girilirdi.
Oyuncu Halit Ergenç, bir röportajında, İstanbul Film Festivalinin her kadrosunda çalıştığını yer göstermekten, ödül almaya kadar giden yol diye bahsediyordu. Ne mutlu ona!
Üniversite 2. sınıfta, İstanbul Film Festivalinde, altyazı çevirileri yaparak başlayan 20 yıldır emek veren Azize Tan, şu an Festivalin Direktörü. Büyük bir özveriyle çalıştığını gözlemliyorum.
İstanbul Film Festivaline “Nice 0tuz Yıllar” dilerim.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.