Anasayfa > Sağlık > İşte O Sır

18.07.2012 Çar, 17:02

Reklam

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, “Ben hiç diyet yapmadım. Sadece yediğimi azalttım ve kalori hesabı yaptım. Aldığım günlük kalori miktarını 1500’ün altında tutmaya çalıştım, hâlâ da buna çalışıyorum. 1200’e indiğim zaman görünür şekilde kilo verebiliyorum…” dedi.

 

– “Ben de ite sınırındaydım, 10 kilo verdim” dediniz. Nasıl başardınız?

 

2011’in başlarında 85 kiloya kadar çıkmıştım. Şimdi 75 kiloyum. 10 kilo vermiş oldum. Ama şu anda vatandaşa takdim ettiğimiz, farkındalık oluşturmaya çalıştığımız kilo ve boy oranını gösteren vücut kitle indeksine göre daha bir 5-6 kilo vermem lazım ki normal kiloya inebileyim.

 

– Boyunuzu da sorabilir miyim?

 

Tabii ki sorabilirsiniz. Benim boyum 1.66. Biliyorsunuz, vücut kitle indeksini şöyle ölçüyorsunuz; önce metre cinsinden boyunuzu kendisiyle çarpıyorsunuz. (Hemen hesap makinesini alıp işlemleri yapmaya başlıyor.) Yani 1.66 çarpı 1.66 eşittir 2.75 çıkıyor. Sonra sabah aç karnına tartıldığımda çıkan kilomu bu rakama bölüyorum. Demek ki 75 bölü 2.75 eşittir 27.2. Eğer rakam 25’in üzerinde çıkıyorsa kilolusunuz, 30’un üstüyse obezsiniz demektir.

– Ama siz hiç kilolu göstermiyorsunuz… Hatta benden bile zayıf görünüyorsunuz…

Kıyafetlerdendir… Bir de kilo verdiğimi söylediğim için, o sizde psikolojik bir etki oluşturuyordur.

– Ama görüyorum, bayağı zayıflamışsınız…

Yok. 5-6 kilo daha verince normal kiloya geçmiş olacağım.

Benim im yediğini azalt

– Peki bir yılda ne yaptınız da kilo verdiniz? Bu yoğun tempo içinde çok zordur bir diyet uygulamak…

Yok. Öyle özel bir diyet yapmadım. Ben az yiyerek kilo verdim. Benim diyetim, yediğini azalt. Ben biraz doktor olmanın avantajını kullanıyorum. Özellikle çocuk hekimi olarak  saymayı biliyorum.

Yani hangi gıdada ne kadar kalori var, ya biliyorum ya da tahmin edebiliyorum. Dolayısıyla günlük aldığım kalori miktarını hep 1500’ün altında tutmaya çalışıyorum. 1300’ün altına, 1200’e indiğim zaman bayağı görünür şekilde kilo verebiliyorum. Ama 1500’ün üzerine çıktım mı normalde kalıyorum. 2000’lerin üzerine çıktığım zamansa kilo almaya başlıyorum.

– Herkes için bu böyle midir?

Yok, bu sizin metabolizmanızla ilişkilidir. Bizim yaşımız da artık 50’yi aştı. Hareket de azaldığı için metabolizmamız da çok hızlı değil. Ben ne yaptım? Dediğim gibi biraz kalori saymayı bildiğim için tükettiğim kaloriyi azalttım. Şu yemeği yemeyeyim, bu yemeği yemeyeyim şeklinde ya da özel bir diyetim hiç olmadı. Ama bugün sizden önce arkadaşlarımızla burada bir toplantı yaptık, bir ziyaretçi fıstık ezmesi getirmiş, inanılmaz lezzetli bir tatlı.

Kendime acımasız davranmıyorum

– Bize de ikram ettiler… Gerçekten çok lezzetliydi…

Küçük bir parçası kaç kaloridir diye hesap ettik.

– Ne kadarmış?

Tahmin edin.

– 3 baklava diliminin 600 kalori olduğunu biliyorum. Herhalde onun da bir parçası 100 kalori kadardır…

Doğru tahmin ettiniz. 90-100 kalori. Ben ondan 12 parça ya da 15 parça yesem günlük tüm kalori ihtiyacımı almış oluyorum. O zaman ne yaptım?

– Sadece bir parça mı yediniz ayıp olmasın diye?

(Gülüyor, yanıt vermiyor…)

– Yoksa hiç mi yemediniz?

Yedim tabii… Üstelik ayıp olmasın diye değil, kendime de o kadar acımasız davranmıyorum. Ama az yedim. Çünkü şeker ve yağı azaltmak lazım.

Bir tabak dolma tam 1000 kalori

– Peki ya un?

Bizim mutfağımızdaki undan yapılan hamur işleri çok… Bunları mutlaka azaltmak gerekiyor. Baklava da yersiniz, börek de yersiniz. Ama ben börek yersem yarım dilim yiyorum. Baklava yersem, yarısını yiyorum. Bakın biz Sağlık Bakanlığı olarak obezite ve hareketsizlik meselesini çok önemsiyoruz. Vatandaşı da bilgilendirmeye uğraşıyoruz.        

Sizi harekete geçiren herhangi bir veriye mi ulaştınız?
10 yıl öncesine kıyasla yapılan çalışmalar Türkiye’de obezitenin çok ciddi biçimde arttığını gösterdi. Son 25 yılda Türkiye’deki obez sayısı ikiye katlanmış. Nüfusun 3’te biri aşırı kilolu… Çünkü hareketsiziz ve çok fazla yiyoruz.

– Aynı zamanda hazır gıdalarla da besleniyoruz…

Sadece hazır gıda değil. Bizim kendi mutfağımız da oldukça kalorisi yüksek bir mutfak. Türk mutfağı dünyanın en lezzetli mutfağı bana göre. Ve çok çeşitli. Biz dünyanın her yerine gidiyoruz. Her mutfağı tanıdık. Fransız mutfağı deniyor mesela… Bana göre bizimkiyle kıyaslandığında çok sade bir mutfak… Türkiye’nin dört bir köşesinde ayrı bir kültür ve ayrı bir tat var. Ama bu tadın bir de bedeli var; yüksek kalori.

Barış ve ben normal çıktık, Bakan’ın hâlâ 5-6 kilo fazlası var!

– Kalorileri biliyorum dediniz ya, bir tabak dolmanın kalorisi ne kadardır? Beş yıl önce sizinle yaptığımız söyleşide “Ben dolmalarla, sarmalarla besleniyorum. Bu yüzden 7-8 kilo fazlam var” demiştiniz çünkü…

Dolu dolu bir tabak dolma 1000 kalori gelir. Dolayısıyla hem kalorisi yüksek besleniyoruz hem de televizyonun karşısında çok fazla zaman geçiriyoruz. Özellikle ev kadınları… Çocuklar da öyle. Hem televizyonun hem bilgisayarın karşısında çok fazla zaman geçiriyorlar. Bizi eskiden sokağa çıkarırlardı. Ama bu özellikle büyük kentlerde çok azaldı maalesef. Ayrıca asansör var tabii. İnsanlar ikinci kata bile asansörle çıkıyor. Eskiden asansör diye bir kavram yoktu ki! Ya da sürekli araçla bir yere gitmezdik biz. Yürüyerek komşumuzun mahallesine giderdik. Buna benzer hareketlerimiz çok daha fazlaydı. Şimdi ya toplu taşıma aracına biniyoruz ya kendi aracımız var. Gittiğimiz binaya da asansörle çıkıyoruz. Oturduğumuz evde uzaktan kumandayla televizyonda kanal arıyoruz. Televizyonu yanımıza yiyecek koyup izliyoruz maalesef. O çok zararlı bir alışkanlık. Ve akşam geç vakitlere kadar yaşama alışkanlığı oluştu. Eskiden insanlar daha erken uyurdu. Yemek yenir, bir müddet sonra yatılırdı. Yemek de erken bir saatte yenmiş olurdu. Şimdi belki de gece 9’da, 10’da, 11’de yemek yiyenler var. Tıpkı benim gibi… Tabii insanlar artık yiyeceğe de daha kolay ulaşıyor. Bir de bunlara fast food eklendi. Bütün bunları yan yana koyduğunuz zaman biz dünyanın en şişman toplumlarından biri haline geldik.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.