Anasayfa > Yazar > İzlenimler

20.07.2012 Cum, 23:32

İzlenimler

Reklam

Erzurum Kalkınma Vakfının organize ettiği Gürcistan Gezisine bir grupla birlikte katıldım.

 

Yolculuğumuz sabahın erken saatlerinde  başladı. Arabamızda çıkan bazı teknik sorunlar nedeniyle Sarp Kapısına  geç vardık. Geçiş işlemleri oldukça kolaylaşmış vaziyette, sadece bir nüfus cüzdanı ibraz etmek Gürcistan Devletine  geçmek için yeterli.

                   Sarp sınır kapısı ve bunun karşılığındaki Gürcistan Devletine ait kapı oldukça bakımlı, temiz , teknolojinin en son imkanları ile donatılmış olduğu için geçişlerde hiçbir sorun yaşamadık.

                   Gürcistan’ın önemli kentlerinden birisi olan Batum, Türk sınırına sadece 18 km. uzaklıkta, oldukça bakımlı, temiz ve tarihi eserleri korumaya alınmış bir kent. Ticaretle uğraşan insanların önemli kısmı Türklerin sayısı  hayli fazla. İnsan bu şehirde kendisini yabancı hissetmiyor. Akşamleyin ve ertesi gün kentin önemli yerlerini gezdik. Benim en çok hoşuma gidin 1877 Rus İşgali sırasında Osmanlılardan alınan bu kente Rusların yaptıkları tarihi binaların korunması  ve bakımlı olması idi.

                   Büyük ve görkemli binalar şehre ayrı bir güzellik veriyor. Ayrıca kent orman içinde, yani her taraf yemyeşil ağaç ve yeşil en güzel şekli ile korunmuştu.

                   Başkent Tiflis’e 450 km. bir mesafe var. Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra Tiflis’e vardık. Şehri görünce Tiflis’in bende bıraktığı izlenim daha da görkemli oldu. Hayallerimde canlandırdığım Tiflis sadece Cemal Paşanın Ermeni Komiteciler tarafından öldürüldüğü bir kent olarak kalmıştı. Ama bu kadar gelişmiş ve tarihini korumuş bir kenti görünce doğrusu şaşırdım. Kafkasların en önemli nehirlerinden   birisi olan Kura Nehri kenarında kurulan şehir bir tarih ve kiliseler kenti görünümünde, hangi tarihi esere ulaşırsak ulaşalım, bakımlı ve temiz binalarla karşılaştık.

                   Hele gezdiğimiz metro beni tam bir şaşkınlığa uğrattı. 1930’lu yıllarda yapılan bu metro süratli trenlerin işlediği oldukça görkemli bir yapı. 170 metre derinliğe  inen bir yapıya sahip,

                   Metroyu gördükten sonra Ankara metrosu bana biraz oyuncak gibi gelmeye başladı. İnsanlar 1930’lu yıllarda yaptıkları metro ile şehrin % 95’ine ulaşmışlardı.

                   Şunu da izlenimlerime eklemem gerekir. Bu iki büyük kentinde en çok dikkatimi çeken binalarının arasında sosyal konutlar var. 70 yıl önce yapılan bu konutlarla devlet vatandaşının barınak sorununu halletmiş. Suyu, elektriği, doğalgazı içinde olan bu binalar hala hizmetlerini sürdürüyorlar. Biraz eskimiş olsallarda, yapıldığı yıllardaki işlevi bende hayranlık uyandırdı.

                   Birde yaşadığım kentin 60 yıl önceki yaşantısını hatırladım. Mukayese bile edemedim. Bence hizmetin sadece sözü ülkemizde üretilmiş ve büyük propagandalar yapılmış. Dört milyonluk bu devlet şu anda Rusların savaş sonrası meydana getirdikleri olumsuzluklar nedeniyle işsizlikle savaşıyor. Çünkü fabrikalar yok edilmiş, çalışma imkânları ellerinden alınmış, ama gördüğüm kadarı ile Gürcistan işsizlik sorununu  da yakın zamanda çözecek gibi görünüyor.

                   Ülkeden çıkışı Tiflis’ten sonra Ardahan’a  yakın kapı olan Türkgözü kapısından yapmaya karar verdik. Ahiska  bölgesine gelince Stalin döneminde Ahiska Türklerine yapılan zulmün izlerini görerek duygulandım. Çünkü buradaki Türklerin tümü başka yerlere sürülmüş veya yok edilmişti. Ahiska bölgesi bir Türk bölgesi olmasına rağmen artık Türklerden eser yok.

                   Soykırımın en acı örneklerinden birisi burada yaşanmış. Ne yazık ki, şu anda da onları destekleyen dünyada hiçbir güç yok. Verdikleri mücadeleye rağmen yurtlarına  dönüşlerine müsaade edilmiyor. Bu haksızlığı ne yazık ki Türkiye’de sadece izliyor.

                   Çıkış kapısına gelince Gürcistan bölgesinde aynı muntazam ve bakımlı bir kapıdan giriş yaptık. Ama Türk tarafındaki Türkgözü kapısına girince şaşırdım. Çünkü karşı taraftaki muntazam binalar yerine eskimiş, bakımsız binalar , gelişmiş teknoloji yerine ilkellik, asfaltla bakımlı yollar yerine toprak yollar karşımıza çıktı. Yani tam bir perişanlık. İnsanların oturacakları bir mekân dahi bulunmuyor.

                   Bu perişanlığı görünce dünyanın 10 büyük ekonomisi içerisinde  olduğumuzu söyleyenlerin bu sözlerinin doğru olmadığını düşündüm. Çünkü böyle bir ilkelliğin olduğu, sınır kapısını yapamayan bir ülkenin ekonomisinin düzgün olduğu söylenemez.

                   Küçük Gürcistan karşısında gördüğüm bu perişanlık, beni ve bizimle birlikte gezi arkadaşlığı yapan herkesi aşırı üzdü. Gezinin en anlamlı ve kötü yanı olarak zihnimize  kazındı. Dileğimiz buralara bir daha gittiğimizde, Türkgözü kapısının da ülkemize yakışır bir hale getirilmiş olmasıdır.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.