Anasayfa > Slayt Haber, Yaşam > Moskova’dan fuar ve şehir izlenimleri

17.05.2013 Cum, 14:10

Moskova’dan fuar ve şehir izlenimleri

Reklam

Doğalgaz ülkesi olan Rusya’nın başkenti Moskova’da Van KOSGEB’in organize ettiği MosBuild  İnşaat fuarına katıldık. Çoğunluğu Van’dan olan Doğu illerinin inşaat erbabı oradaydı.  Başarılı inşaat  firmalarımızın ilgi odağı olan  fuarda, Kazakistan, Ukrayna, Almanya ve İtalya’dan da  katılım vardı. 4 gün süren fuar, inşaat sektöründeki yenilikleri görme ve ülkeler arası bilgi alışverişi açısından son derece yararlı oldu.

 

Bizim göğsümüzü kabartan, gurumuzu okşayan, sadece Moskova’nın değil tüm Rusya’nın inşaat sektörüne Türk inşaat şirketlerinin ‘can suyu’ katmış olmasıydı. Daha Sovyetler Birliği döneminde çalışmalara başlanarak sistemli hareket edilmesi Türk inşaat şirketlerinin Rusya pazarındaki payını sürekli artırmış. Bu gün onlarca şirketimiz başarılı çalışmalarıyla göz dolduruyor. Öyle bir aşamaya gelinmiş ki; sadece ENKA’nın, Moskova’daki mülkiyeti yaklaşık 1 milyon metrekare gayrimenkule varmış.

 

 

 

Türk şirketlerinin bu denli gelişip kök salmasının sebeplerinden biri, ihalelerde Avrupa şirketlerine göre daha makul fiyat vermeleri. Bir başkası uluslararası düzeyde kalite sağlayıp, 24 saat iş yapabilecek ekipman ve modernizasyonu yapabilecek nitelik taşımaları.

 

 

 

Bu özellikler, Türkiye’ye, Rusya’daki inşaat sektörünün yarısından fazlasını ele geçirmesini sağlamış. Farklı sektörlerin de bu başarıdan alması gereken dersler var bence…

Fuarın dışındaki zamanımızı Moskova’yı gezme ve Rusya Federasyonunu tanımaya ayırdık.

Rehberimiz, Dünyanın en geniş topraklarına sahip Rusya’nın aynı zamanda bir petrol ülkesi olduğunu anlattı örnekler vererek. Suudi Arabistan’ın yılda 529 milyon ton petrol çıkarmasına karşılık, Rusya 521 milyon ton istihsal gerçekleştirip, bunun yarısını ihraç ediyormuş.

 

 

 

Rusya’nın başka bir zenginliğini Avrupa’yı besleyen doğalgaz yatakları oluşturuyor. Bakırı, kömürü, demiri, elması, altınıyla yer altı kaynaklar açısından müthiş kaynaklara sahip. Dünya ormanlarının üçte biri, tatlı su stoklarının  beşte biri hep Rusya’da.

Moskova’da kişi başına 42 metrekare yeşil alan düşmesi, şehri dünyanın en yeşil başkentlerinden bir yapıyor. Ormanların çokluğu, yerleşim birimlerinde merkezi ısıtma sistemlerinin bulunması gibi nedenlerle, kente temiz hava hâkim.

Şehre ilk bakışta geçmişe ait çok fazla iz kalmamış. Lüks mağazaların bulunduğu caddeler, ultra modern binalar dikkat çekiyor. Ama yanıldığımızı Kremlin Sarayına gittiğimizde anlıyoruz. Kremlin Sarayını gezmek tarihte yolculuk gibi. Geniş bir alanı kapsayan kompleks saray ve kilise mimarisindeki gelişimi yansıtıyor.

 

 

 

Kızıl Meydan, fotoğraflardakinden de gösterişli. ‘Meydan projesi’ yapmayı planlayan yerel yöneticilerin mutlaka görmesi gerekir.

Lenin tepesinden Moskova’nın panoramasını izledikten sonra, tarihe mal olmuş ünlü şahısların yattığı devlet mezarlığına gidip Nazım Hikmet’in mezarını ziyaret ediyoruz.

Beni en çok etkileyen Moskova Metrosu oluyor. 1931 yılında inşasına başlanan -dünyanın en eski ve en büyüğü özelliği taşıyan yapıt-, 182 istasyonuyla her gün 10 milyon kişiyi taşıyor.  Her katı farklı mimari ve dekorasyonla sanat harikası demeyi fazlasıyla hak ediyor.

 

Başkentin ziyaret edilmeye değer mekânlarından bir başkasını, ziyaretçilerin kendilerini dünya dışında hissetmesini sağlayan uzay müzesi oluşturuyor.

Yaklaşık 12 milyon nüfusuyla Dünyanın en büyük metropollerinden biri olan Moskova, hareketli yaşamıyla farklı bir cazibe oluşturuyor. Ama ilkbahar ve kış aylarında giderseniz soğuğuna dikkat diyoruz…

 

 

 

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.