Anasayfa > Yazar > Muhalefet Neden Başarısız?

20.07.2012 Cum, 23:30

Muhalefet Neden Başarısız?

Reklam

Toplum liderlerden kendisini ilgilendiren mesajlar bekliyor. Bu mesajlar karşı tarafa cevap yetiştirmek yerine siyasal partinin iktidara geldiğinde neleri değiştirip, topluma hangi hizmetleri sunacağı ile ilgili olmalıdır.

 

İki gün önce bir gazetede ciddi bir araştırma kurumunun anketi yayımlandı. Bu ankete göre AKP % 49.6 CHP  % 22, MHP ise % 16 civarında gözüküyor.

                   Bu durumda en büyük zarar ve oy kaybı CHP’de yaşanıyor. O zaman hemen şu soruyu CHP’liler kendilerine yönelterek kötü gidişin önlemini de almak zorundadırlar.

                   % 26 ‘lardan % 22’lere niçin düşüyoruz.

                   Bu düşüşün önüne geçmenin yolları nelerdir.

                   Uzun zamandan beri düşüş sinyalleri verilmesine rağmen ana muhalefet partisinde bu soruların cevaplandığını gösteren hiçbir belirti bulunmamaktadır. İl Kongrelerinin yapıldığı şu günlerde de televizyonlara yansıyan kavgalı kongrelerin sonucu daha vahim bir gidişi göstermektedir.

                   CHP. Daha birkaç ay önce tüzük kurultayı yaptı ve bu kurultayla daha demokratik bir CHP. oluşacağı ümitleri yeşerdi. Gerçi tüzük kurultayına çağrı  yapan ve bu çağrıya imza atan delegeler genel merkezce aforoz edildiler; ama bütün yanlışlıklara rağmen CHP, daha demokratik bir tüzüğe kavuştu. Peki buna rağmen CHP. Niçin küçülüyor? Bunu düşünmenin zamanı geldi. Ve bu düşüncelerden sonra yukarıda belirttiğimiz sorulara cevapta bulunduğu an ana muhalefet belki bir ivme kazanabilir.

                   Kabul edilen tüzük il kongrelerinde niçin uygulanmıyor. Neden çarşaf liste ile seçimlere gidilmeyip, eskiden olduğu gibi blok liste ile seçimler tamamlanıyor? Hep eleştirilen bu seçim şekli neden yeni yönetim tarafından ısrarla uygulanıyor? Çünkü CHP, Haziran ayında bir kurultaya gidecek. Ne olursa olsun bu kurultayda genel merkezi destekleyen delegelerin çoğunlukta olması gereklidir. Genel merkez yöneticileri kendilerini garantiye almak için demokrasiyi, parti içi uzlaşmayı bir kenara kaldırıp, atmışlardır.

                   Ana muhalefet partisinde benim olsun, ne olursa olsun anlayışı şu son dönemde egemen olmuştur. Genel merkezi ve il yönetimlerini destekleyen isimler delegeler listelerini doldursun da toplumun bu şahıslara tepkileri, bakışları, daha sonraki seçimlerde bu şahıslara oy verilip, verilemeyeceği hiç önemli değildir. Önemli olan günü gün etmektir.

                   Parti yönetim kadrolarında bulunan kişilerin kulakları, Türkiye gerçeklerine kapalı gözleri de sadece il kongrelerini ve sonuçlarını görmektedir. Ülke ile ilgili hiçbir demeç, proje, program duyuldu mu? Veya daha şimdiden hazırlanacak seçim bildirgeleri ülke sorunları ile birlikte kamuoyuna açıklandı mı? Bunları duyan var mı ? elbette ki yok.

                   1977 yıllarında CHP. Sosyal demokrat düşünceleri gündeme taşıyarak Ecevit’in karizmatik liderliğinde tarihin en büyük oy oranı olan % 43’lere ulaşmıştı. O günkü sloganlar vatandaşın sorunlarının bir özeti idi. Çünkü CHP, sola açılıyordu ve genel başkanın ağzından “Toprak işleyenin su kullanın diyordu”  “kalkınma  köylüden başlayacak, köy kentler öz yönetimler oluşacak”, diyerek halkın huzuruna çıkıp, bunların ne olduğunu cesaretle anlatabiliyordu.

                   Bu gün ne söylüyor CHP, iktidar partisi AKP’nin söylemlerini, yansımasını cılız bir sesle halka duyurmaya çalışıyor. Yılların CHP’si sola değil, yeni düşüncelere kapanarak sağa yelken açmış durumdadır.

                   Sağda yeterince parti bulunmakta ve bunu en güzel temsil eden partinin de iktidar partisi olduğunu unutarak, temelden yanlış, çıkış yolu olmayan politikaları Türkiye gündemine taşımaya çalışıyor ve doğal olarak sesi de kaybolup, gidiyor. Elbette kaybolacaktır. Yeni ses , yeni duruş , yeni görüş olmadıkça arada kaybolup, gitmek kaçınılmaz sondur.

                   Birde illerdeki duruma bakalım. Örneğin yaşadığımız kent Erzurum’da kongreler yapılıyor. Daha önce de yazılarımda belirttim, halka ters düşen, sevilmeyen belirli bir inanç ve görüşle yola çıkan ufku olmayan insanlar şu anda CHP’nin yönetimlerinde hızla yerlerini almışlardır. Erzurumlunun bu şahıslara tepkisini ve bakışını göz önüne alan kimse yoktur. Amaç ne olursu olsun, seçimleri kazanarak kendilerini yönetimde tutmaktır.

                   Örneğin 1995 yılından beri yaşadığı kent Ankara’dan her seçim döneminde Erzurum’a gelen bir şahıs uğradığı ve partisini uğrattığı hezimetleri de unutarak Erzurum’daki yandaşları aracılığı ile kurultay delegesi olabilmek için çaba harcamaya devam etmektedir. İnanıyorum ki, kurultay delegesi de olacaktır. Bu ona Ankara’da genel merkez nezdinde belki bir pazarlık şansı da doğuracaktır.

                   Ama seçimlerde oy kullanacak Erzurumlu; Erzurum’da dahi yaşamayan bu tür insanların delege olup, partiden bir türlü kopmamalarını, yaşamadıkları bir kentte politika yapma ısrarını sürdüren bu insanlara seçim sandığında her zamanki dersini inanıyorum ki, bir kez daha verecektir.

                   Sadece uyararak ve sorularıma cevap bekleyerek yıllarca karşılıksız ve ödünsüz hizmet sunduğum bu partinin artık kendine gelmesini diliyorum.

                   İstiyorum ki Cumhuriyet Halk Partisi tüm Türkiye’de olduğu gibi Erzurum’da da tabana Erzurumluya kulak verip, vatandaşın kimleri nerelerde görmek istediğini titizlikle değerlendirir.

                   Ama biliyorum ki bu bir boş hayal olarak kalacak dilektir, temennidir. Erzurum’da ve Türkiye’de hiçbir şeyin değişeceğine inanmıyorum. Onun için muhalefet güçsüz küçülen bir konumda belki de mecliste dahi temsil edilemeyecek hale gelecektir. Bir üzüntü, bir keder olarak bunları değerlendirirken ümidimi kaybetmediğimi CHP’nin önceki tecrübelerden yararlanarak toparlanmasını ve bu ülkeye gerekli bir parti olduğunu kabul ettirerek güçlenmesi umudunu da içimde bir özlemle taşımaya devam ediyorum.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.