Anasayfa > İz Bırakanlar > Naim Hoca

12.07.2012 Per, 2:00

Reklam

 

 

Yavi’den sonra bardağı taşıran son damla olan Çiçekli Katliamı, Cumhuriyet Caddesi’ni mahşer yerine çevirmişti.

 

Yakın tarihimizin en acı günlerini  PKK terörü ile yaşadık..

30 bin insanın canına mal olan terörün acısını Erzurum halkı iliklerinde hissetti.

1990’lı yıllar Erzurum için çok acıydı.

Terörist başı, terör olaylarının içine halkı katmak istiyordu.

Olayın boyutunu Kürt-Türk çatışmasına taşımak için mekan seçildi:

Erzurum.

Ve düğmeye basıldı…

Tarih: 23 Ekim 1993

Saat: 19.30

Bir grup eli silahlı eşkıya,

Erzurum’un Çat İlçesi’ne bağlı Yavi Beldesi’ne baskın düzenler.

Köy girişindeki kahvehanede oturan masum insanlar otomatik silahlarla taranır.

Bilânço korkunçtur: 35 ölü, 17 yaralı..

Erzurum’da sinirler gerilir.

Sessiz bir bekleyiş sürüp giderken, teröristler tam 7 gün sonra 30 ekim 1993 akşamı bu defa, Pasinler İlçesi’ne bağlı Çiçekli Köyü’nü basar.

Yöntem aynıdır…

Buradaki katliamın bilançosu ise  6 ölü, 13 yaralıdır…

Terör örgütünün Çiçekli Köyü’nde katlettiği kişiler arasında Alvarlı Muhammet Lütfü Efendi’nin torunu da vardır

Seçim iyi yapılmış, istenen olmuştur

Gergin olan sinirler patlayıvermiş,

Erzurum halkı sokaklara dökülmüştür.

Halk Erzurum-Pasinler Karayolunu kesmiş PKK aleyhine sloganlar atıyordu. Öfkeli halkın önünü  jandarma barikat kurarak kesmişti.

Ya Erzurum?

Yavi’den sonra bardağı taşıran son damla olan Çiçekli Katliamı, Cumhuriyet Caddesi’ni mahşer yerine çevirmişti.

İnsan seli, yeni katılımlarla sürekli büyüyordu..

Galeyana gelen halk, HADEP’in il binasındaki tabelayı indirip kırdı ve Kürt kökenli vatandaşların yoğunlukta olduğu Mahallebaşı semtine doğru yöneldi.

İstenen de buydu…

Sinirler alabildiğine gergin, yöneticiler çaresizdi.

Dönemin Valisi Oğuz Berberoğlu, halkı yatıştırmada zorlanıyordu.

Ülkücü gençler, devreye sokuldu.

Bir minibüsün üzerine çıkan ülkücü liderler,  halkı sükunete davet etti.

Yapılanlar boşunaydı.

Kalabalığın hacmi giderek büyüdü.

“Kana kan” sloganları yeri göğü inletiyordu adeta.

Jandarma ek kuvvet olarak olay yerindeydi.

Halk kararlıydı.

Mahallebaşı’na gidilecekti…

Erzurum’daki gelişmeleri Ankara yakından izliyordu.

Erzurum halkının yapısını çok iyi bilen dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar, talimatı verdi:

“Hemen Naim Hoca’yı (Gölleroğlu) bulun…”

Bir süre sonra, Naim  Hoca, kalabalığın tam orta yerine getirildi.

Eline megafon tutuşturulan Naim Hoca’nın,

“Öldürmekle, kırıp dökmekle hiçbir şey hallolmaz. Allah insan öldüreni affetmiyor”şeklindeki sözleri gergin ortamı bir anda yumuşattı. Teröristbaşı Öcalan ve ekibinin  planı bir kez daha tutmamıştı.

Devlet  rahat, halkın içi buruktu.

PKK aleyhine gösteriler, gece geç vakitlere kadar sürdü.

Bu olay, Türkiye’de bir ilkti.

Erzurumlunun ayaklanması ertesi günkü gazetelere “Erzurum ayaklandı”, “PKK terörüne ilk ayaklanma Erzurum’dan” diye yansıdı.

Burada, çok önemli bir şey unutulmuş veya gözden kaçmıştı.

İki ayrı baskında toplam 42 şehit veren Erzurum insanı, teröre terörle yanıt vermemiş, insan onuruna yakışmayan bir tutum sergilememişti.

Bu toplum, ‘Hak arama’ adına yapılan eylemlerde ,çiçekleri tahrip edenlere şahit olmuştu.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.