Zafer Medya - Doğunun EN Büyük Baskı Tesisleri

Anasayfa > Gündem > ŞEYTANIN PUŞTLUĞU

25.02.2017 Cts, 14:23

ŞEYTANIN PUŞTLUĞU

Hani deriz ya; “La bırak oğlum, şeytan meytan doldurur…”

Lakin boş tabancayı dolduran şeytan, cüzdana gelince “tık” yok…

Niye?

Çünkü işi gücü puştluk…

Hoş bir anekdottur

Günlerden bir gün şeytanın yolu bir köye düşmüş.

Keyfi yerinde olan şeytan sırtını bir ağaca dayamış ve buzağısı kazığa

bağlı, ineğini sağmakta olan genç bir hanımı bir süre uzaktan izlemiş.

Şeytan, kadını epey izledikten sonra yerinden kalkıp kazığa bağlı

buzağının ipini biraz gevşetmiş.

Buzağı bu az ötede annesinin sütünün kovaya sağılmasını aç karnına

izlemeye daha fazla dayanamamış debelenmiş ve boynundaki ip

çözülmüş. Koşarak annesini emmeye gitmiş tabii süt kovasını da

devirmiş.

Sağdığı süt ziyan olunca sinirlenen genç kadın eline geçirdiği odunu

buzağıya vurunca yavru yere yığılmış.

Yavrusuna saldırılan inek kayıtsız kalır mı? Bir tekmede kadını yere

serip öldürmüş.

Bu sırada uzaktan geçmekte olan kadının kayınpederi, ineğin gelinini

öldürdüğünü görüp ineği tüfekle vurmuş.

Silah sesini duyan koca, karısını yerde cansız yatar babasını da elinde

tüfekle görünce silahını çekip babasını öldürmüş.

Ve bir süre sonra gerçeği öğrenen genç adam, bu kadar acıya

dayanamayıp intihar eder.

Bütün bu olayları bir kenardan izleyen şeytan; “Şimdi bu felaketi bana

yüklerler, hâlbuki ben buzağının ipini gevşetmekten başka ne yaptım

ki?” der, işin içinden sıyrılır.

Bu hikâyeden alınacak çok ders var aslında…

Şeytan puştluğunu her daim oynayacaktır. Önemli olan sabırla, öfkeye

kapılmadan hareket etmek, hak ve hukukun geç de olsa yerini

bulacağı, ilahi adaletin er geç tecelli edeceğine inancı

kaybetmemektir.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.