Anasayfa > Slayt Haber, Yazar > Şiddet, Eğitim, Hukuk!

06.12.2012 Per, 8:27

Reklam

Televizyonlarda sivil toplum kuruluşları son aylarda daha bir hızlanarak “kadına şiddeti” kınamak için eylemler yapmağa başladılar.

Yetersiz!

Devlet ve sivil toplum kuruluşları, akademiler el ele olmalıdırlar!

Duymayanlara, şiddet uygulayanlara şiddetin ne olduğunu anlatmıyor!

Çünkü şiddet uygulayan, evde şiddeti bilinen zalim, kendisinin şiddet uyguladığının farkında değildir! Hayatı öyle zannediyordur; hayat onun için “zorbalık” demek, zorbalığı hayat şekli haline getirmiş; böyle besleniyor! Sadece kendisi haklı(!)

 

Toplumda şiddet gittikçe dozunu artırıyor; ebeveynlerinden dayak yiyen çocuklar, bebekler, eşlerinden dayak yiyen, bıçaklanan, aşağılanan, kamçılanan, öldürülen kadınlar artık haber olmaktan neredeyse çıktı ki; haberleri gazeteler de bile arka sayfalara düştü.

Affedilemeyecek başka bir şiddet ise; el alemin kızına bir şekilde musallat olup, sonunda katletmeye varan; şiddet! Ve devlet burada oldukça sağır, ağır, aksak!

Genç kızı vurup öldürüyor; neymiş; seviyormuş(!)

Bu şiddetlerin oluşmasında, yaygınlaşıp önlenememesinin altında birçok sebep var elbette:

***Eğitim sisteminin eksik ve hatalı olması!

***Aileden modellenerek gelen şiddetin, şiddetçilere yabancı olmaması!

***Sinema ve televizyon dizileriyle bilinçaltına yerleşen şiddet, acımasızlık, haksızlık ve adaletsizliğinin hayatımıza yansıması olarak tanımlanabilir!

***Devletin kanunlarının, cezalarının yeterli olmaması, suç işleyecekler için caydırıcı olamaması! Hatta öyle suçlardan sonra suçlunun serbest bırakıldığını duyuyoruz ki; şaka gibi geliyor!

Suçlunun devletten /cezadan korkmadığı, bir adalet sistemine sahip olduk! Dışarıdan birisi görse; “sanki devlet tahliye ediliyor, başka bir yerlere taşınıyoruz da; haydi idare edelim diye düşünebilir! Bu derecede umursamaz, mağdur tarafı asla tatmin etmeyecek mahkeme sonuçları, suçluları cesaretlendirmektedir!

Polisimize molotof kokteyli atarak yanmasına, ağır yaralanmasına sebep olan terörist; ertesi gün serbest kalıyor! Anlayan varsa; bana da anlatabilir!

Şiddet, artıyor; masum, mazlum insanlar hayattan ayrılıyor, sakat kalıp hayattan kopuyor veya korku, azap içinde yaşamaya devam ediyor!

Bence Kültür Bakanlığı’nın kontrolünde olması gereken sinema ve televizyon dizilerinin denetimleri şimdilik kontrolsüzdür. RTÜK’ün TV dizileri konusunda da yeterli bilgisi, görgüsü ve yetkisi olmadığı ise açıktır!

Türk filmlerinde sık görmüşüzdür; bayan konuşmaya başlıyor; “pat” diye tokat suratında patlıyor! Kadın konuşmaya çalışıyor; esas oğlanın şamarıyla yere yuvarlanıyor! Bizim nesil böyle filmlerle büyüdü! Şimdiki nesil de töre cinayetleri seyrederek büyüyor! Gençlerim bunları seyrediyor!

Tecavüz sahneleri, alıkoyma, gasp, darp, adam katletmek vakayı adiyeden!

Eğitim sistemimizde, filmlerimizde yeteri kadar; şiddet ortamında büyüyen, kişisel bütünlüğü yerle bir, özgüveni paramparça insanların hayatta nasıl mutsuz olduklarını sergileyemedik!

Şiddet gösteren kadının kocası olsun, aileden şiddet gören çocuk veya tanımadığı hayatına kara leke girip acılar yaşatan başkası olsun; kimin başkasına acı vermeye hakkı olabilir ki?

Nezaket nerede, hak, adalet, din, güzel ahlak nerede? Bunlar olmadan nasıl insan olunabilir ki?

Hz. Peygamberimiz(SAV) hayatı boyunca hiçbir hizmetçiyi dövmemiş, hiçbir hanımına tokat atmamış, hiçbir kimseye eliyle vurmamıştır.” Hz. Âişe

Ve Peygamberimiz; (SAV) “Kadınlarını döven o kimseler, sizin hayırlınız değildir.” buyurdular

Ölmemek ve acı hayat, şiddet, tehditle yaşamamak için devlet var olmalıdır, hissedilmelidir ve üzerine düşenleri –eğitim- caydırıcılık – cezalandırma- olarak yapmalıdır! 

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.