Anasayfa > Slayt Haber, Yazar > Suskunlaşmak

24.08.2012 Cum, 11:29

Reklam

Türkiye kan gölüne döndü. Bütün illerimize sıçrayan terör tırmanıyor. İnsanlar huzursuz ve ümitsiz. Gözyaşı ve kan ülke geleceğini karalık hale sokuyor. Sanki iç savaş hali var.

 

Böyle bir ortamda ülkeyi yönetenlerin durumu değerlendirmeleri gerekmez mi? Başka bir ülkede bu kadar kan dökülüp, ocaklar sönmüş olsa idi, ben inanıyorum ki, ülkeyi yönetenlerin başarısızlığı; onların koltuklarında oturmalarını engellerdi.

 

Halk çoktan sokaklara dökülüp, oy verdiği insanlardan bu karanlık gidişe çare bulmasını isterdi. Ama bizde her alanda olduğu gibi her şeyin sahibi olduğunu sanan, ama hiçbir şeye sahip olamamış halkımız; suskun, susturulmuş. Bu kanın uzaması ve gittikçe artmasının birinci nedeni bence sürdürülen politikaların yanlışlığıdır.

 

Çevremize bakalım, İsrail’le bütün iplerimizi  koparmak  üzereyken Amerika’nın yönlendirmesi ile İran’a karşı İsrail’i koruyacak füze kalkanları Anadolu’nun göbeğine yerleştirildi, sınır komşumuz, İran mücadele ettiği terör örgütüne göz yummaya başladı, sınırından teröristleri ülkemize silahlandırarak gönderdiği gibi Türkiye’yi  her açıklamasında tehdit etmeye başladı.

 

Filistin’e büyük destek verdik, bu ülkenin yönetimi Güney Kıbrıs Rum Devleti ile uzun vadeli ve kapsamlı antlaşmalar yaptı.

 

Libya’da muhaliflere her türlü yardımı sağladık, para gönderdik, Kıbrıs çıkarmasında dünyada bir tek kişi olarak desteğini gördüğümüz Kaddafi yıkıldı, bu ülkede batılılarla kucaklaştı,. Türkiye’yi bir nevi kenara itti.

 

Irak  sorununda  Barzani’yi muhatap aldı, bu lider PKK’ye verdiği büyük desteği azaltacağına Suriye’den boşalan Kamışlı Bölgesine terör örgütünün bayrağını astı. Bununla da kalmadı, Irak Hükümeti Kerkük’e giden Dışişleri Bakanını tutuklayacağını bütün dünyaya ilan etti, ülkeye izinsiz girdiğini söylediği bakanı ülke sınırlarından derhal dışarı çıkardı. Irak Başbakanı Türk Devletini düşmanları arasına kattı ve bize nota verdi.

 

Suriye’ye gelince, bu ülkede bir iç savaş yaşanıyor. Hükümetimiz ürettiği politikalarla muhaliflere destek verince, Esad PKK ile anlaşarak ülkemizde bütün kentlere terörü yayıp ve taşıdı. Binlerce vatan evladı günahsız yere toprağın altına girdi. Her gün şehit veriyoruz. Halk suskun ve susturulmuş, kimseden çık yok. Televizyonlarda devamlı anons yapılıyor, sakin olalım, oyunlara gelmeyelim, provokasyonlardan   kaçınalım.

İktidarın bu olumsuz politikalarının yanında muhalefet ne yapıyor, bir de ona bakalım. CHP’li bir milletvekili kaçırılıyor, dağdan  serbest bırakıldıktan sonra bütün kamuoyu önünde teröristlerin duygularından ve kardeşliğinden bahsedebiliyor, parti içinde tepki gösterenler ise bazı gazete yazarları tarafından ulusalcı faşistler olarak ilan ediliyor. Yani ulusalcı olmak, ülke bütünlüğünü savunmak, teröre karşı çıkmak bu partide de artık suç olmuştur.

 

Diğer muhalefet partileri ise istikrarsız bir görünümde.

 

En istikrarlı parti BDP. Çünkü terör örgütü ile ilişkisinin zirvede olduğunu, onlarla buluşarak bütün dünyaya ilan ediyor, onların özgürlük savaşçısı olduğunu  söyleyerek teröristlerle aynı paralellerde olduğunu artık gizlemiyor.

 

Suç işleyeme devam eden ve suçluları övüp teşvik eden bu insanlar kendilerini yüzde yüz haklı duruma sokma cüretini saklamıyorlar.

 

Peki, açılım denen olayda şöyle birçok şey yapılmadı mı? Örneğin, Habur’da teröristlerin ayağına bağımsız yargı taşınarak onlar suçsuz ilan edilmedi mi?

 

Oslo’da MİT görevlileri ile PKK’lılar buluşup, pazarlık yapmadılar mı? Bu konuda varılan anlaşma uzun süre hükümet tarafından gizlense de ortaya çıkmadı mı?

 

Ana dilde eğitim, Kürtçe televizyon, radyo ve okullarda dil serbestliği gelmedi mi, o zaman yapılan açılımların PKK örgütünü etkilemediği ortadadır. Çünkü onların istedikleri artık açıkça sözcüleri tarafından dile getiriliyor, bağımsız bir devlet. Demek ki bu amaca varıncaya kadar mücadelelerini  sürdürecekler.

 

Peki; bütün Ortadoğu projesinin  amacı da Ortadoğu’yu şekillendirmek ve yeni sınırlar çizmek değil miydi . Ortadoğu’da sınırlar çizildi, bir tek İran ile Türkiye’de operasyon tamamlanmadı. Türkiye’deki operasyon tamamlandıktan sonra Türkiye , İran , Suriye, Irak gibi ülkelerden koparılan her  parça Büyük Kürdistan (!) olarak kurulacak, ama yönetimi süper güçlere bağlı olacak. Yani bu kukla devletler Ortadoğu’ya ve petrollere egemenliklerini sürdüreceklerdir. Bu projenin desteklenmesine senelerdir, Türkiye ses çıkardı mı? Önlem aldı mı, yoksa tem tersine destek mi verdi. Bütün bu gerçekler ortada iken artık ülkemizde ulusalcılık , kardeşlik, Atatürkçülük söylemlerini dile getirenler, suçlu ve faşist  konumuna sokulmuştur.

 

Doğunun , batının , güneyin kuzeyin kardeşliği  yok edilmiştir. Yöneticilerimiz ve Ana muhalefet partisi bütün çağrılarında hükümetle aynı şeyleri söyleyip, ırkçılığı pompalamıyor mu?

 

Bütün bu gerçekler karşısında kendisinden gizlenen ülkenin sorunlarından habersiz Türkiye Cumhuriyeti Halkı sessiz , susturulmuş ve suskundur.

 

Bu gün sürdürülen bu anlamsız savaşta ülkemiz kırkbinin üzerinde canını vermiştir, hala vermeye devam etmektedir. Toprağa düşen bu insanların bir çözüm uğruna öldüklerini söyleyebilir miyiz.

 

Kurtuluş Savaşında , Batı Emperyalizmine  karşı direnen Anadolu halkı onbin civarında şehit vermiş ve bağımsız Türk Devletini kurmuştu. Ama bugün ölü sayısı bu kadar fazla olan ülkemizde halen anlamsız savaş hızla sürmektedir.

 

Bu anlamsız savaşın sorumlusu olarak gördüğüm iktidar ve muhalefet liderleri derhâl işi çözemediklerini kabul edip, görevlerini bırakmalıdırlar. Başka bir özürleri kalmamıştır. Çünkü hala çözüm yerine uzlaşma yerine, kavgayı sürdürerek ülke gençlerini yok etmeye devam etmektedirler.

 

Birde halkı susmaya davet  ederek kan üstüne egemenliklerini sürdürmektedirler. Bence tam tersi büyük halk kitleleri kimseyi hedef almadan terör örgütünün iç yüzünü ve ülkemizde oynanan oyunları açıklayarak büyük  kentlerde, yerleşim birimlerinde mitingler yaparak halka gerçekleri çekinmeden haykırabilmelidirler.

 

Bunun  sonucu hapisler olabilir, baskılar olabilir, ama sonuç mutlaka ülke yararına olacaktır. Susmanın, susturulmuş olmanın artık hiçbir anlamı yoktur. Bu halk gerçekleri bilip, ona göre adım atmak zorundadır.

 

Ülke ve insanlarımız hızla felakete doğru sürüklenmektedir. Bunu herkes artık bilmeli ve ona göre davranmalıdır.

 

İş işten geçtikten sonra bağırmanın bir anlamı da kalmayacaktır.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.