Anasayfa > Slayt Haber, Yazar > Viyana Kuşatması İhanetinden Erdoğan düşmanlığına

22.09.2015 Sal, 12:05

Viyana Kuşatması İhanetinden Erdoğan düşmanlığına

Viyana teslim olmak üzereydi. Günlerdir süren kuşatma ve savaş Viyana’nın düşmesiyle sonuçlanıyordu. Avusturya İmparatorluğunun başkenti mecalsizdi artık. Şehir ha düştü, ha düşecekti.

Serdar-ı Ekrem Merzifonlu Kara Mustafa Paşa bir karar vermek zorundaydı. Ya son bir saldırıyla Viyana’yı teslim alacak ya da zaten mecali kalmamış Viyana’nın gelip kendiliğinden teslim olmasını bekleyecekti.

Çarpışmalara ara verildi. Savaş Divanı toplandı. Divanda Merzifonlu Paşa, komutanların son bir hücumla şehri alıp, yağmalama fikirlerine karşı çıktı. Şehrin kendiliğinden teslimini beklemeyi savundu. Şiddetli tartışmalar yaşanıyordu. Komutanlar haçlı ordusunun bir ay içinde gelebileceğini, derhal şehrin alınması gerektiğinde ısrarcıydılar. Bu görüşü savunanlar arasında hayatı savaş meydanlarında geçmiş İbrahim Paşa ile Kırım Hanı Murat Giray da vardı.

Tartışmalar sürerken Merzifonlu bir hayli öfkelenmişti. Bağırmalar, çağırmalar, hakaretler havada uçuşuyordu. Birçok komutana hakaretler savurdu Paşa; onurlar, şerefler ayaklar altına alındı.

Hakaretlere maruz kalanlardan biri de Kırım Hanı Murat Giray’dı. Öyle ki, Divan’dan bile kovulmuştu.

Kırım Hanı Murat Giray’ın bir görevi vardı. Viyana’ya 6 saat uzaklıkta bulunan, Tuna nehri civarındaki bir köprüyü tutarak, yardıma gelebilecek Haçlı ordularının önünü kesmek. Yani Osmanlı ordusunun arkasını tutmak…

Bu, hayati öneme sahip bir görevdi.

Lakin Kırım Hanı’nın gurur bir hayli kırılmış, izzeti nefsi ayaklar altına alınmıştı. Düşündü. Çok düşündü. Hem emrindeki kuvvetlerin ne denli önemli olduklarını ispatlamak, hem de kendisini hakir gören Kara Mustafa Paşa’dan intikam almak için bir şeyler yapması gerekiyordu. Bu arada aklına Rus Çarı’nın Kırımlılara verdiği bir söz de gelivermişti. Kendisinin önderliğinde Kırımlılara ayrı bir devlet kurma sözü.

Düşündü yine. Çok düşündü.

Ve nihayet bir çıkar yol buldu: Yapılacak en iyi şey, hiçbir şey yapmamaktı.

Yani Viyana’ya yardıma giden Haçlı ordularına karşı hiçbir şey yapmamak…

Vakit gelmişti. Avrupa’da Papa’nın gayretleri sonucu oluşturulan büyük Haçlı ordusu, Lehistan Kralı Sobieski komutasında ilerlemekteydi. Amaç Osmanlı ordusunu arkadan vurarak kuşatmayı kırabilmek…

İlerleyişleri hızla devam etmekteydi.

Ve nihayetinde hızla Tuna Nehri üzerinden geçerlerken, tarihin dönüm noktalarından biri yaşanıyordu.

Osmanlı’nın arkasını tutmakla görevli Kırım Hanı Murat Giray yüksek bir tepeye çıkmış, hiçbir şey yapmaksızın, yüz bin kişilik Haçlı Ordularının geçişini seyretmekteydi.

Emrindeki elli bin kişilik orduyla Haçlı ordularının Osmanlı’yı arkadan vurmalarının önünü açmaktaydı.

Viyana’nın düşmesi an meselesiyken…

Ve olacak olan, oldu. Osmanlı arkadan vurulmuştur.

Viyana’yı nerdeyse teslim almış olan Osmanlı Ordusu, arkalarından gelen Haçlı ordularının saldırılarıyla bozguna uğramış ve zafer bir anda hezimete dönüşmüştür.

***

Bu, tarihin dönüm noktasıdır.

Bu, Devlet-i Ali Osmaniye’nin dönüm noktasıdır.

Bu, Avrupa tarihinin dönüm noktasıdır.

Ve bu, tarihin en büyük ihanetlerinden biridir artık.

Koca İmparatorluğun ve Osmanlı Türk Milletinin kaderi kırılan bir gururun ihanet planlarına kurban edilmiş, şahsi intikam duyguları devletin ve milletin menfaatlerinden üstün tutulmuştu.

Dahası, şahsi çıkar hesabı ve bir kişiye beslenen kin duygusu tarihin akışını tamamen değiştirmiş ve o tarihten itibaren ne Osmanlı artık eski Osmanlı olabilmiş, ne de o ezik Avrupa ezikliğiyle kalabilmişti…

***

Şunu unutmayalım ki, Türk milleti kadar ihanete maruz kalmış başka bir millet yoktur.

Ve şunu da unutmayalım; ülkemiz kadar haini ve düşmanı bol bir ülke yoktur.

***

Bu, dün böyleydi, bugün de böyle.

***

 

Bugün, tabir yerindeyse, Cumhuriyet tarihinin en girift ihanet şebekeleriyle kuşatılmış durumdadır Türkiye.

Alçakça ve hayasızca saldırılara maruz bırakılmakta, Türk milletine pusu kurulup, adeta rehin alınmak istenmektedir.

Saldırılar her taraftandır artık. Dahası, örtülü de değildir, açıkça yapılmaktadır tüm hainlikler…

Diz boyu değil, boğaza dayanmaktadır tüm kahpelikler.

İhanetin çeperleri her bir yanımızı sarmaya başlamıştır.

Dün, düşman çoğunlukla dışardandı, bugün ise kaleyi içten ele geçirme planları güçlü bir şekilde yürümektedir.

Ülke içindeki bir çok grup / fraksiyon / klik / cephe içten içten ülkenin dinamiklerine, reflekslerine, sinir uçlarına müdahalelerde bulunmakta, şahsi çıkarlar ile şahsi kin ve intikam duyguları provoke edilerek, her türlü milli menfaat ayaklar altına alınmaktadır.

Şunun altı önemle çizilmelidir ki, dışardaki Türkiye karşıtı cephe, içerdeki tüm ihanet şebekelerine ihaleler dağıtmıştır.

Hepsine belli görevler tevdi edilmiş; hepsine ülkeyi karıştırmak, ülkeyi dumura uğratmak ve Türkiye’yi diz çöken bir pozisyona sokmak ödevi verilmiştir.

***

Plan devrededir.

Lakin, bu alçak planın önünde büyük de bir engel vardır.

O engel, son yıllarda Türk Milletinin yetiştirdiği en büyük liderlerden biri olan Recep Tayyip Erdoğan’dır.

Tüm iç ve dış şer odaklarının, ihanet şebekelerinin ve onlara bilerek ya da bilmeyerek hizmet eden güruhların hedefinde olan Recep Tayyip Erdoğan…

***

 

Bugün, ne yazık ki, tüm Erdoğan muhalifleri tek bir cephede birleşmiş ve kişisel hırslarını milletin çıkarları ve vatana sadakat duygularının önüne almışlardır.

Hainlik illeti siyasi partilerden medyasına, sanat camialarından sosyal medyasına, işyerlerine, kahvehanelere ve evlere kadar her yere sızmış durumdadır.

On yılı aşkın bir süredir siyaseten altedemedikleri bir lider karşısında, adeta öfke ve kıskançlık krizlerine girmişler, sayın Erdoğan’ı bu ülkenin başından uzaklaştırmanın yolunun, ancak gayri meşru ve gayri ahlaki yollara müracaat etmek olduğu konusunda birleşmişlerdir.

Gelinen nokta, “Erdoğan gitsin de, Türkiye parçalansa da olur” çizgisidir.

Sonuç olarak ülke içindeki çok sayıdaki odak, Erdoğan düşmanlığını, Kırım Hanı Murat Giray’ı bile geride bırakacak kadar alçaklıkla, soysuzlukla yapmaktadır.

***

Peki, Erdoğan bu düşmanlığı hakkedecek ne yaptı?

  • Kendisini milletin gönlünde eşsiz yerlere oturtacak olan sayısız hizmetler, akla-hayale gelmeyecek icraatlar ve Türkiye’yi uygar dünya ölçeğine taşıyacak kalkınma hamleleri gerçekleştirdi.
  • Anadolu sınırları içine hapsedilmiş olan Türk milletinin ufkunu ve hareket alanını genişletip, derinleştirdi.
  • Türkiye’yi millileştirdi, yerlileştirdi. Bir yandan da bölgesel ve uluslararası etkinlikleriyle Türkiye’yi içe kapanık bir ülke olmaktan kurtardı.
  • Türkiye’yi bölgesel güç olma hedefini de aşarak, küresel güçler arasında yer aldırmaya çabaladı. Yeni dünya düzeninin kurulumunda Türkiye’ye aktif rol konumu kazandırmaya çalıştı.
  • Düzen kurucular coğrafyamızda yeni yeni haritalar tasarlarlarken, Türkiye’nin bunlara karşı hem güçlü bir savunma hattı oluşturmasını, hem de kendi kurgusunu bu düzen kuruculara kabul ettirmesini sağladı.
  • Ve hepsinden önemlisi de, 200 yılı aşkın bir süredir, içine kapanmış, batı karşısında ezik, küçüklük kompleksine sahip olan milletimize kendi gerçeğini ve kudretini göstermiş, Türk Milletine özgüvenini yeniden kazandırmış ve milli reflekslerin yeniden canlanmasını sağlayarak, bu milleti yeni bir direniş ve diriliş destanı yazmaya hazır hale getirmiştir.

***

 

Türk Milleti bin yıldır ve aralıksız olarak, bu topraklarda hem direniş, hem de diriliş mücadelesi vermektedir. Bundan dolayıdır ki, bu milletin sanıldığının ötesinde bir direnç gücü ve yeniden diriliş kudreti ve iradesi mevcuttur.

Tarih boyunca, kendisine reva görülen hainliğin, alçaklığın, tezgahın, pusu ve kumpasların haddi hesabı yoktur.

Buna karşın, tüm bunları ters-yüz edebilecek derin bir Allah yarenliği ve yiğit mi yiğit liderleri vardır.

***

İşte bugün…

Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki bir Türkiye, artık ucuz taktiklerle, kurnazlık kokan plan ve kumpaslarla, yalanla, iftira ve dedikodularla ve çakallık yapmayı kendine düstur edinen kirli ve karanlık odaklarla idare edilebilecek bir ülke değildir.

Artık başındaki yiğit sayesinde, Türkiye’yi dizayn etme ve bu millete ayar verme dönemi bitmiştir.

İşte, iç ve dış düşmanların Recep Tayyip Erdoğan ismine bu denli düşman oluşları, bu denli antipatiyle yaklaşmaları bu yüzdendir.

***

Panzehir şudur:

Millet ne tür tehdit ve mütecaviz hamlelere maruz kaldığını bilmelidir.

Ve millet liderinin ne ile ve ne için mücadele ettiğini de bilmelidir.

Bunlar bilinirse, Türk Milleti ve Türk Devleti, içindeki “Murat Giray”lara rağmen, aydınlık geleceğini kendisi inşaa edebilecek.. değil Viyana’ya, dünyanın her bir yanına şanlı al bayrağımızı taşıyabilecektir.

Son söz:

Allah düşman güruhuna karşı bu milletin yüreğini diri, başını dik, ayaklarını sabit kılsın.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.