Anasayfa > Gündem, Öne Çıkan Haberler, Türkiye > Aşut: “İktidar Her Eleştiriyi Tehdit Görmemeli, Muhalefet De Çözümün Parçası Olmalı”

26.10.2015 Pts, 14:49

Aşut: “İktidar Her Eleştiriyi Tehdit Görmemeli, Muhalefet De Çözümün Parçası Olmalı”

Reklam

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut, 1 Kasım seçimlerinde kurulacak tek parti ya da koalisyon hükümetinin; eğitim, adalet, istikrar ve demokrasi gibi bu ülkeyi geleceğe taşıyacak olan değerleri temel almasını isteyerek, “İktidarların her eleştiriyi bir tehdit olarak algılamamasını, muhalefetin de daha yapıcı ve işbirliği ruhu ile çözümlerin bir parçası olmasını bekliyoruz” dedi.

MTSO Başkanı Aşut, yaptığı yazılı açıklamada, Mersin iş dünyası olarak, 1 Kasım’da yapılacak genel seçim sonucunda oluşacak hükümetten ve siyaset dünyasından beklentilerini anlattı. Mersin iş dünyasının çatı örgütü olan ve aktif 13 bin üyesi bulunan MTSO olarak 129 yılın birikimini ve kültürünü taşıdıklarını dile getiren Aşut, iş dünyasının insanları olarak bireysel anlamda siyasi görüşleri olsa da kurum olarak siyaset üstü hareket eden oluşumlar olduklarını vurguladı. MTSO ve benzeri sivil toplum örgütlerinin siyaset, din, etnik yapı gibi yarıştıran ve kutuplaştıran şeylerden ne kadar uzak durursa topluma o kadar faydalı olacaklarının altını çizen Aşut, ancak, 1 Kasım seçiminin önemli bir seçim olduğunu, Türkiye’yi ve milleti ilgilendiren makro sorunlar ile iş dünyasının bu konudaki görüş, öneri ve beklentilerini ifade etmenin gerekli olduğuna inandıklarını kaydetti.

“BİNANIN BOYASINI DEĞİL, SAĞLAMLIĞINI KONUŞALIM”

1 Kasım’da kurulacak hükümetin, Türkiye’yi geleceğe taşıyacak değerleri ve makro konuları temel alması gerektiğini ifade eden Aşut, Türkiye’yi bir inşaata benzeterek, “Seçimin sonucu ister tek partili güçlü bir hükümet, isterse uyumlu bir koalisyon olsun, artık bir inşaata benzettiğimiz bu ülkenin boyasıyla, dekorasyonuyla değil, bizi geleceğe taşıyacak olan temelini, kolon ve kirişlerinin sağlamlığını konuşmamız gerekiyor. Bu inşaatın harcını, betonunun sağlamlığını masaya yatırmamız gerekiyor. Çünkü bir inşaatı boya ve süslemeler ayakta tutmaz, betonun, temelinin, kolonlarının sağlamlığı ayakta tutar. Peki, Türkiye Cumhuriyeti’ni bir inşaata benzetirsek bizi ayakta tutacak, depremlere karşı koruyacak, yıkılmadan geleceğe taşıyacak olan makro konular nelerdir? İster tek parti hükümeti, isterse koalisyon olsun kurulacak olan bir hükümetin bu ülkeyi geleceğe taşıyacak olan değerleri nelerdir? Elbette bunlar başta eğitim, adalet, ekonomide ve siyasette istikrar, demokrasi ve bu konudaki politikaların hükümetlerden hükümetlere değişen değil, sürekli bir devlet politikası haline gelebilmesidir” ifadelerini kullandı.

“BOZULAN ADALET ALGISI YENİDEN TESİS EDİLMELİ”

Eğitimde her iki yılda bir sistem değişimi ve sınav değişiminin gençleri büyük bir strese soktuğuna işaret eden Aşut, ayrıca çocukların daha yaratıcı olmalarını sağlayacak bilimsel eğitimin de eksik olduğunu belirtti. Üniversite mezunu gençlerin ise Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu girişimci olmak yerine, memurluk yarışına girmelerinin, memur devlete doğru tehlikeli bir gidiş olduğuna dikkat çekti.

Hukukun üstünlüğü kavramının Türkiye’de kişiselleştirildiğini de öne süren Aşut, adalet algısının bozulduğunu, siyasilere düşenin, bu algıyı yeniden tesis etmek olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti: “Vatandaşların ülkesine bağlılığının ve kendisini güven altında hissetmesinin tek yolu olan hukukun üstünlüğü kavramının kişiselleştirilmesi, toplumda yasalara olan güveni azaltmıştır. Seçimden sonra iş başına gelecek hükümetin, toplumdaki bozulan adalet algısını tesis etmesi bir zorunluluktur. Eğitim ve adalet siyasetten ve farklı dünya görüşlerinin baskısından kurtulmak ve uzak tutulmak zorundadır. Yoksa her hükümetin kendi eğitimi, her çevrenin kendi adaleti oluşur ki, bu en sonunda buna izin verenleri vurur. Yani, vatandaşından korkan değil, görüşü ve siyasi bakışı ne olursa olsun vatandaşını kucaklayan bir devlet. Biz, bu büyük devleti anamız-babamız gibi gördük. Bu bizim binlerce yıllık kültür kodumuzdur. Milletin devletine bu yaklaşımı, bu kültürü yok edilmemelidir. Vatanı için, milletinin bekası için canını veren kaç millet sayabilirsiniz? Askere evladını bayrama gönderir gibi gönderen ve hesap sormadan ‘vatan sağ olsun’ diyen kaç millet biliyorsunuz? Devlet bu aziz milleti ayrım yapmadan sevmelidir. Kişiler ayrım yapabilir. Kişiler kendi din, etnik köken, mezhep, parti ve benzeri ayrıştırıcı özelliklerini öne çıkartabilir. Ancak, devlet bunu yapamaz. Yaparsa, taraf olursa, birini daha çok kayırırsa devlet, devlet olmaz. Devlet ne korku verir, ne de korkar. Devler şefkattir, güvendir, birleştiren ve kucaklayandır. Al bayrağımız altında, Türkiye Cumhuriyeti çatısı altında, laik, demokratik bir hukuk devleti olmanın değeri ve anlamı budur.”

“İKTİDAR HER ELEŞTİRİYİ TEHDİT GÖRMEMELİ, MUHALEFET DE ÇÖZÜMÜN PARÇASI OLMALI”

Seçim sonuçlarının bu değerleri yüceltmesini dileyen Aşut, şöyle devam etti: “Çünkü milletimiz huzur istiyor. Gençlerimiz iş ve güvenli gelecek istiyor. Biz tüm siyasi partilerimizden, tüm değerli siyasetçi ve devlet adamlarımızdan bu değerleri yüceltmelerini bekliyoruz. İktidarların her eleştiriyi bir tehdit olarak algılamamasını ama muhalefetin de daha yapıcı ve işbirliği ruhu ile çözümlerin bir parçası olmasını bekliyoruz. Mikro sorunlar işin kolay tarafı. Biz bunları sağlarsak ve tüm milletin bunun bir parçası olmasını tesis edersek alt yapı, üst yapı, havalimanıymış, otobanmış, lojistik merkezmiş bunlar çocuk oyuncağıdır. Ülkemizin her şeyi yapacak gücü vardır; yeter ki, siyaset bunların değerini bilsin.”

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.