Anasayfa > Slayt Haber, Yazar > Çelişkiler dönemi

05.08.2013 Pts, 17:27

Çelişkiler  dönemi

Reklam

İL İDARESİ KANUNU (1) (2) (3)

Kanun Numarası : 5442

Kabul Tarihi : 10/6/1949

Yayımlandığı R. Gazete : Tarih : 18/6/1949 Sayı : 7236

Yayımlandığı Düstur :Tertip : 3 Cilt : 30 Sayfa : 1477

II – Valilerin hukuki durumları, görev ve yetkileri

Madde 9 – Vali, ilde Devletin ve Hükümetin temsilcisi ve ayrı ayrı her Bakanın mümessili ve bunların idari ve siyasi yürütme vasıtasıdır.

 

 

Bu sıfatla :

A) Valiler, ilin genel idaresinden her Bakana karşı ayrı ayrı sorumludur. Bakanlar, Bakanlıklarına ait işleri için valilere re’sen emir ve talimat verirler. Bakanlar, valiler hakkında Bakanlar Kuruluna taltif ve tecziye teklifinde bulunabilirler….

 

 

 

C) Vali, kanun, tüzük, yönetmelik ve Hükümet kararlarının neşir ve ilanını ve uygulanmasını sağlamak ve Bakanlıkların talimat ve emirlerini yürütmekle ödevlidir. Bu işlerin gerçekleştirilmesi için gereken bütün tedbirleri almaya yetkilidir.

Ç) Kanun, tüzük, yönetmelik ve Hükümet kararlarının verdiği yetkiyi kullanmak ve bunların yüklediği ödevleri yerine getirmek için valiler genel emirler çıkarabilir ve bunları ilan ederler….

Şimdi yukarda belirtilen kanun doğrultusunda hareket eden valiler yürütmeye karşı sorumlu oldukları kanunla belirtildiğine göre, valiler siyası partilerin temsilcileri olamazlar.

.    Siyası parti yetkilileri de valinin görev alanlarına müdahale edemezler.

 

 

 

Hal böyle iken AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin Çankırı Ovacıkta yaptığı konuşmada: Yargılama devam ederken mahkeme salonuna kimlerin alınıp, kimlerin  alınmayacağına o mahkemelerdeki hakimlerin karar vereceğine işaret eden Şahin,  “Duruşma salonuna kimler alınacak, seyirci alınacak mı, alınmayacak mı bunların  kararını mahkemeler verir. Mahkemeler bağımsızdır ve tarafsızdır, İstanbul Valisi  Hüseyin Avni Mutlu, işte şunlar, şunlar duruşmaya alınmayacak diye açıklama yapmış. Bu sayın valinin işi değildir. Bu mahkemelerin işidir diyor.

 

 

 

Bir diğer Başbakan yardımcısı olan Bekir Bozdağ  ise vali’nin beyanatı doğru diyor. Ve açıklamasında; AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin’in “İşi değil” “Vali işini yapmış” diyor.

Bir başka çelişki ;İstanbul Valisi Mutlu  camide içki içilmedi diyor, Diyanet İşleri başkanı elimizde görüntüler var diyor.

Bunlar nasıl bir çelişkidir. Bu durumları anlamak mümkün değildir. Bu durumların devam etmesi devlet ciddiyetini zaafa uğratır.

 

 

 

Devleti ayakta tutan üç erg vardır, yasama, yürütme, yargı erkidir.

Yasama hiçbir baskıya maruz kalmadan hür iradeleri ile kanun yapar. TBMM genel kurulunun başkanlık kürsüsünün üzerinde” Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” yazılı ifadesi de bunun tescilidir.

 

 

 

Yasama da kanun tekliflerinin gündeme alınması genel kurulunun oyları ile belirlenir. Kanunlar oy çoğunluğu ile çıkar. Muhalefet çıkacak kanun üzerinde değişiklik istese de yürütmenin temsil ettiği siyası partinin sayısal üstünlüğünden dolayı, iktidar partisi isterlerse gündeme aldırtırlar, istemezlerse aldırtmazlar.

 

 

 

Yürütme ise hükümettir, uygun gördüğü kanunları önceden Başbakanlık Kanunlar ve Kararlar Genel Müdürlüğü’ne gönderir, Anayasaya aykırı olup olmadığını inceletir. Uygunsa bakanlar kurulunda imzaya açılır, bakanların imzalar tamamlandıktan sonra  TBMM’sine görüşülmek için gönderirler.  TBMM başkanlığı da gelen kanunları geliş sırasına göre alır, TBMM’de gurubu bulunan siyasi parti gurup başkanları ile meclis başkanlık divanında önceliğine göre görüşür gündeme alınacak gün ve saati belirler. Alınan gün ve saatte TBMM’sinde kanun görüşülmeye başlanır. Kanun üzerinde siyası parti temsilcilerinin görüşlerini belirtirler. Yapılan müzakerelerden sonra genel kurulda oylamaya geçilir genel kurulda  oylanır ve  Cumhurbaşkanına gönderilir, Cumhurbaşkanı onaylar, resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe girer.

 

 

 

Yargı ise bağımsızdır. Hiç kimse müdahale edemez. Ne iktidar ne de muhalefet. Hal böyle iken, günümüz Türkiye’sinde bu üç erk birbirine karıştırılmaktadır.

 

 

 

Siyasilerden, kimisi savcılığa, kimisi yargıçlığa soyunuyor, kimisi yargıya intikal edecek  olan olayın peşinen infazını yapıyor. Sonrada bu devlet, çadır devlet’i değil diyorlar.

 

 

 

. Elbette bu devlet çadır devleti değildir, piyangodan da çıkmadı, kan akıtıldı, şehit verildi paha biçilmez bedel ödendi ve öyle kuruldu. Onun için geçmiş tarihi serüvenin unutulmaması gerekir. Üç beş çapulcuyu davet edip onları meşrulaştırmak, geçmiş ecdadımıza  incitir…

 

 

 

Yeter ki herkes geçmişin sorumluluklarını, bugünlerde daha çok idrak edip, yarının ateş çemberine ülkeyi düşürmeden ona candan sahip çıkmaktır.

YORUMLAR

Toplam 1 yorum bulunmaktadır.

muhittin çapadağ

sn himoğlu nun yazısı,maalesef ülkemizi yönetenlerin içnde bulunduğu zihni travmanın izahı niteliğindedir.siyasi iktidar sahipleri,dış politikada iflas etti gibi,hukuk anlayışında da tenakuz içerisindedir

05.08.2013, 22:05