Anasayfa > Gündem, Slayt Haber > ENER’den büyük tepki

02.02.2013 Cts, 14:16

ENER’den büyük tepki

Reklam

Erzurum Düşünce ve Strateji Merkezi (ENER) Başkanı Vahdet Nafiz AKSU, Birinci Dünya Savaşı sonrasında İtilaf Devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu arasındaki Sevres (Sevr) Antlaşması’nın imzalandığı kasabada Avrupa’nın ilk “Ermeni Soykırımı Anıt Müzesi”nin kurulması için çalışmalara başlandığına dikkat çekerek; “Bu hasmane plana dur dememiz lazım, millet olarak harekete geçme zamanı” dedi…

 
ENER UYARDI…
Ermeni diasporasının, sözde soykırım iddialarının yüzüncü yıldönümü olan 2015 yılında dünya çapında bir eylem seferberliği başlatacağını belirten AKSU, Türkiye’nin geç kalmadan karşı ataklar yapması gerektiğini söyledi. 2015 için şimdiden kolların sıvanması gerektiğini kaydeden Aksu, çalışmaların ağırlıklı olarak sivil toplum örgütleri ve gönüllü kuruluşlarca yürütülmesi gerektiğini dile getirdi.

 
NENEHATUN SAVUNMA VE 23 TEMMUZ İSTİKLAL MÜZESİ’ ÖNERİSİ
ENER Strateji Merkezi’nin bugünleri görerek, Ağustos 2010 tarihinde ‘Nenehatun Savunma ve 23 Temmuz İstiklal Müzesi’ önerisini kamuoyu ile paylaştığını hatırlatan AKSU, ‘Maalesef bu önemli milli meseleye kayıtsız kalındı, önerimiz hak ettiği ilgiyi görmedi’ şeklinde konuştu.

 
ENER YAZILI AÇIKLAMA YAPTI
Aynı öneriyi bu son gelişme nedeniyle tekrarladıklarını söyleyen Aksu, yaptığı yazılı açıklamada “Geçtiğimiz gün Avrupa gazetelerinde ve Türkiye medyasında çok önemli ve ibretle karşılanması gereken bir haber yer aldı. Bu haberden öğreniyoruz ki, Fransa’daki Ermeni diasporası kuruluşları, Sevres kasabasındaki bir Ermeni kolejini Anıt-Müze’ye dönüştürmek için girişim başlatmışlar.
Paris’in kuzeybatısındaki Sevres kasabasında Ermeni cemaati tarafından kullanılan tarihi Samuel Moorat Koleji’nin bulunduğu alana Anıt-Müze’nin yanı sıra konferans ve araştırma merkezleri de inşa edilmesi planlanıyor. Araştırma merkezinin soykırımlar ve insanlığa karşı işlenmiş suçlar konusunda
uzmanlaşacağı açıklamalarda yer alıyor. Diasporanın “soykırımın 100’üncü yıldönümü” kapsamındaki en önemli girişimlerinden biri olarak gösterilen proje için geçen yıl Eylül ayında “Sevres 2015” adlı bir dernek kurulmuştu. Derneğe uluslararası hukuk doktoru Ermeni kökenli Fransız akademisyen Gerard Guerguerian başkanlık ediyor. “ifadeleriyle Fransa’daki gelişmelere dikkat çekti.

 
HEZEYAN DOLU AÇIKLAMA..
Guerguerian’ın hezeyan dolu açıklamasına değinen Aksu, “ Guerguerian, proje hakkında yaptığı ilk basın açıklamasında, bugünkü Türkiye’nin doğusunda bir “Ermeni devleti” kurulmasını öngören antlaşmanın Sevres kasabasında imzalanmış olmasının “sembolik” önemine de vurguda bulunmuş. Bu semboliklik vurgusu, Sevri hortlatma emellerinin dışavurumundan başka bir şey değil. Birçok kişinin açık şekilde dillendirdiği gerçek düşüncesi bu. Girişimin hemen sonrasında Anıt-müze projesine diasporaya yakınlıklarıyla tanınan Fransız siyasilerden de destek geldiğini görüyoruz. Açıklamalardan Anıt müzenin 2015 yılında açılmasının planlandığı anlaşılıyor.” kaydını düştü.

 
ÜZÜCÜ SUSKUNLUK…!
Aksu açıklamasında, “Biliyorsunuz, Başta ABD olmak üzere birçok Ülkede benzer çalışmalar daha önce de yapılmıştı. Ne yazık ki ülkemizde Ermeni diasporasının bu yoğun çabalarını boşa çıkaracak, mesnetsiz iddiaları çürütecek yeterli çabaya tanık olamıyoruz.2015 ve öncesinde yoğun bir şekilde Ermeni mezalimine maruz kalmış bulunan başta Erzurum olmak üzere birçok ilimizde de üzücü bir suskunluk gözleniyor. Mazlum bir millet, dünya iftira korosu tarafından zalim olarak ilan edilirken, tehcirin adına soykırım denilirken, yanık dereden cayır cayır yakılan ecdadın kemikleri sızlarken, karnı şişlenen hamile kadınların acısı evlatlarını hala dağlarken, kentlerimizde, köylerimizde toplu mezarlar üzeri gaflet ve cehalet sisiyle örtülen gerçeği haykırırken sergilenin bu anlamsız ve derin suskunluğu anlayabilmek mümkün değil.” Vurgusunu yaptı.

 
İFTİRA BOMBALARINA DİKKAT..!
Açıklamasında, “2015 zorlu bir süreç olacak. Tıpkı Sevr öncesinde olduğu gibi tüm emperyalist güçler, yedi düvel olarak zihnimizde yer etmiş tescilli müfteriler yine üzerimize iftira bombaları savuracaklar.” Uyarısına yer veren Aksu, “ Şimdiden uç veren bu hücumlara zamanında karşı koymamız gerekiyor. Onlarla onların silahlarıyla mücadele etmemiz gerekiyor. Müze kuruyorlarsa bizim de kurmamız gerekiyor, onlar yüz kitap çıkarıyorsa bizim bin çıkarmamız gerekiyor. Sinema, tiyatro ve diğer kültürel alanları onlara bırakmamamız gerekiyor.” dedi.

 
İLK ADIM ERZURUM’DAN ATILMALI
Bu tür bir bilinçli ilk adımın Erzurum’dan atılmasını öneren Aksu açıklamasında şu görüşlere yer verdi, “ Bu da içinde birçok tarihi ve kültürel aktiviteyi barındıracak olan ‘Mezalim Müzesi’nin bir an önce kurulması ve 2015’te açılmasıyla mümkün olabilir.Bu konuda sözünü ettiğimiz ENER raporu, böyle hayırlı bir teşebbüse niyet edecek olanlara iyi bir rehber, mükemmel bir yol haritası olacak niteliktedir. ENER, diasporadan önce meseleyi bizim açımızdan düşünmüş, önermiş ama taraftar bulamamış. Diasporanın farkı aksiyoner oluşu, davasına sahip çıkışı. Haksız davasında sebat edişi… Bu nedenle 2010 tarihli raporumuzu kamuoyu ile bir kere daha paylaşmayı yararlı görüyoruz.

 
Bu arada şu konunun altını önemle çizmek istiyorum. Üniversitemizin, bizim de başlangıcından beri desteklediğimiz Erzurum Bilim, Müze, Doğa ve Eğitim parkı projesini önemsiyoruz. Bu nedenle 2013’te açıkladığımız müzeler demeti içinden ‘Ermeni Mezalimi’ müzesinin müstakilen değerlendirilmesini doğru buluyoruz. “

 
AMAÇ HUSUMET UÇURUMLARINI BÜYÜTMEK DEĞİL…!
Açılmasında öneri ve tespitlerinin amaçlarını ifade eden ENER Başkanı Aksu, “Amacımız, yüzyıllarca birlikte barış içinde yaşamış iki millet arasında sonradan meydana gelen husumet uçurumlarını büyütmek değil. Türkiye sınırları içinde vatanlarına bağlı olarak yaşayan ve yurt dışında bu millete muhabbetlerini hala yitirmemiş Ermeni dostlarımızla bu millet kucaklaşmaya hazırdır. Milletimize her fırsat ve mahfelde utanıp sıkılmadan iftira atan diaspora ile Ermeni dostlarımızı aynı kefeye koymadığımızı bir kere daha belirtiyoruz. Sivil toplum örgütlerini ve gönüllü kuruluşları, milli bilinci ve tarih şuurunu ayağa kaldıracak anlamlı faaliyetlerle 2015 musibetine karşı ortak bir seferberliğe çağırıyoruz. Türkiye Ermenilerini, diasporanın bu gibi hasmane ve düşmanca tavırlarına karşı alınacak tedbirleri desteklemeye davet ediyoruz. Dostluğumuzu zedeleyecek SEVR müzesi gibi saçmalıklara ilk karşı çıkanlar Türkiye Ermenileri olmalı.” çağrısında bulundu.

 
ENER’in 2010 yılında gündeme getirdiği önerisi şöyle;
Erzurum, tarihi ve kültürel zenginliği itibariyle Türkiye’nin önde gelen illeri arasında yer almaktadır.
Şehirde bulunan eşsiz tarihi eserler, Müslüman Türk’ün birer tapu senedi hükmündedir. Bu eserlerin korunup kollanması, ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtılması öncelikle şehir halkının görevidir.
Şehirlilik bilincini dünden bugüne, bugünden yarına aşılamanın bir yolu da genç hemşehrileri, şehrin kültür varlıklarıyla tanıştırmaktır. Bu tanışıklığı sağlayabildiğimizi söylemek şu haliyle mümkün değildir.
Şehir gençliği, kendi tarihi ve kültürel birikimden habersiz yetişmiş ise… O gençlikten bu değerleri ulusal ve uluslararası çapta tanıtımını beklemek gerçekçi bir yaklaşım değildir.
ENER olarak, Tarihi eserlerimizin korunması ve teşhiri yolunda bilimsel ve uygulamaya yönelik çalışmalara zaman geçirmeden başlamamız gerektiğine inanıyor; bu çalışmaların iki ana hedefinin olması gerektiğini düşünüyoruz:

 
• Erzurum, makul bir sürede “Müzeler Şehri” olmalıdır,
• Erzurum “Müze Şehir” haline getirilme potansiyeline sahiptir. Bu potansiyelin harekete geçirilmesi için gerekli çalışmalara vakit geçirilmeden başlanmalıdır.
“NENEHATUN SAVUNMA ve 23 TEMMUZ İSTİKLAL MÜZESİ”
Osmanlı Beyliği’nin imparatorluk haline gelmesi aşamasında şanlı zafer destanlarına imza atan milletimiz, İmparatorluğu’nun son dönemlerinde de emsalsiz savunma destanlarıyla tarihe geçmiştir.
Erzurum, İmparatorluğun aşılmaz/geçilmez/yenilmez muhkem doğu kalesi olmuş, bir askeri dalgakıran şeklinde Moskof taarruzları karşısında milletin haysiyetini kurtaran şehir hüviyetini kazanmıştır.
Batı da Çanakkale neyse, Doğu’da Erzurum o’dur.
Ama önemli bir fark vardır:
Çanakkale’nin destanı yazılmıştır;
Kanıyla, canıyla destan yazan Erzurum’un destanı yazılmamıştır.
Çanakkale savunması; Müzeleri, Anıtları, Şehitlikleri, Yoğun tanıtımıyla
sadece ülkenin değil, dünyanın da gündemine oturmuştur. Bu çok önemli ve olumlu bir durumdur.
İmparatorluğun son elli yılında yıkıcı Moskof saldırılarına uğrayan Erzurum’un savunma destanlarını canlı tutacak, teşhir edecek, tanıtacak bir SAVUNMA MÜZESİ kurulması, şehrin kısa vadeli hedefleri arasında mutlaka yer almalıdır.
Bunun için en elverişli mekân, kuşkusuz bu savunma destanlarının yazıldığı TABYALAR dır.
Öte yandan, biliyoruz ki tarihi eserlerin en iyi korunma şekli, onların uygun amaçlar doğrultusunda kullanılmasıdır.
Boş olarak bırakılan eserlerin zamanla harabeye dönüştüğünün çok örnekleri bulunmaktadır.
ENER olarak tarihi kimliklerini göz ardı etmeden tabyalarımızı sonsuza dek yaşatmanın tek yolunun bu mekanları “SAVUNMA MÜZESİ” haline getirmek olduğu kanaatindeyiz.
Bu mübarek yapılar, çok büyük fakr-u zaruret içinde bunaldığımız bir tarihi süreçte binbir meşakkatle inşa edilmişlerdir. İmparatorluğun en muhkem savunma mevzileri olarak nice kahramanlık destanını tarihe armağan edildiği geçilmez surlar buralardır.

 
Bu nedenle kurulmasını önerdiğimiz müzenin adının; “NENEHATUN SAVUNMA ve 23 TEMMUZ İSTİKLAL MÜZESİ” konulması uygun olacaktır.
Erzurum, diğer kahraman illerimize meclis kararlarıyla unvanlar verilirken unutulmuştu. Gerçi, gerçek kahramanlığının ayrıca tebcil ve tasdike ihtiyacı yoktur. Erzurum’a bu amaçla verilecek unvan, malumu ilam olurdu ki, gerçekten olmasa da olur…

 
Ama bu müze işi olmazsa olmazlardandır.
“NENEHATUN SAVUNMA ve 23 TEMMUZ İSTİKLAL MÜZESİ” kurulur kurulmaz birkaç ana bölüm süratle inşa edilmelidir.
Belirttiğimiz gibi ilk bölüm SAVUNMA MÜZESİ başlığını taşıyacak ve kendi arasında iki ana bölüme ayrılacaktır:
Birinci bölümde Osmanlı-Rus savaşlarındaki savunma destanlarımıza ilişkin belgeler sergilenmelidir.
İkinci bölümde ise, ERMENİ MEZALİMİNE ait tüm bilgi, belge ve kalıntılara yer verilmelidir.
İkinci ana bölüm “İSTİKLAL MÜZESİ” olarak düşünülmelidir.
Bu bölümde Kongre öncesi, Kongre aşaması ve bütünüyle İstiklal Mücadelesi’ne ilişkin bilgi, belge ve eserler teşhir edilmelidir.
Müzede, SARIKAMIŞ ŞEHİTLERİ için ayrı bir bölüm tanzimi çok uygun olacaktır.
Savunma müzesi için Rusya Savunma müzesi, İstiklal müzesi için Washington’daki Amerikan Tarihi Müzesi örnek alınabilir. Ermeni mezalimi müzesi için dünyada sayısız örnek bulunmaktadır.
“NENEHATUN SAVUNMA ve 23 TEMMUZ İSTİKLAL MÜZESİ” tüm görsel ve dijital imkânlarla mükemmelen donatılmış bir müze şeklinde inşası planlanmalıdır.
Erzurum’un muhtelif şanlı savunmaları heykel, yüksek kabartma rölyef, büst, portre, harita, kroki ve bilgi panolarıyla anlatılmalıdır. Ermeni mezalimine ilişkin tüm bilgi ve belgeler kısa filmler halinde çekilmeli ve bunlar sürekli olarak gösterimde tutulmalıdır. Bunun için müzenin uygun yerlerine dev LCD ekranlar kurulmalıdır. Milyonlarca cd yapılıp ziyaretçilere armağan edilmelidir.
Bu müze aynı zamanda MÜZEKÜTÜPHANE işlevine sahip olmalıdır. Tüm belge ve bilgiler kitap, dergi, broşür ve cd şeklinde çoğaltılıp hem teşhir edilmeli hem dağıtılmalıdır.
Bu müze sayesinde Erzurum “ERMENİ TEZLERİNİ ÇÜRÜTME” misyonunu yüklenip, bu alanda uluslararası merkez haline gelebilir.
Üniversitemizin bu bilimsel altyapıyı hazırlaması mümkündür. Rektörlük şimdiden atağa geçip, tüm üniversite, enstitü ve strateji merkezleri arasında KOORDİNATÖRLÜK misyonunu üstlenmelidir. NENEHATUN SAVUNMA ve 23 TEMMUZ İSTİKLAL MÜZESİ’nin süratle kurulup, sonra ülke ve dünya çapında bir müze haline gelmesinden sonra… Bu mekanın adeta ziyaretçi rekorları kırması için;
• Her yıl, bölge ve tüm ülke ilköğretim ve ortaöğretim öğrencilerine düzenli gezi programları düzenlenmesi konusunda… Milli Eğitim Müdürlüğü’ne görev verilmelidir.
• Müzeye, bölgedeki askeri birilikler düzenli geziler düzenlenmelidir. Belli dönemlerde Harp Okulu ve Akademi öğrencilerine burada dersler verilmesi için Kolordu Komutanlığı’ndan yardım alınmalıdır… • Özellikle müze ağırlıklı organizasyonlara ülke çapındaki üniversitelerin iştiraki görevi Rektörlüğe verilmelidir… Yılda birkaç kere, her üniversitenin en az bir inkılâp tarihi dersini müzemizde vermesini sağlamanın yolları da Rektörlüğümüzce aranmalıdır. • Ticaret Odası şehre gelen konuklar için müzemize ziyaret turları düzenlemeli, turizm müdürlüğümüz turistik otellerimizde konaklayan misafirleri buraya yönlendirmelidir. • Gazeteciler Cemiyeti, şehre gelen gazetecileri müzeye yönlendirmekle kalmamalı, her yıl mesela Kongre’nin yıldönümünde yaygın basına yönelik gezi turları tertip etmelidir. Bu konuda Erzurumlu topyekûn bir seferberliğin tabii gönüllüsü olmalıdır.
Bu çerçevede;
“Erzurum Panoramik Müze” projesi de devreye sokulmalıdır.
Panoramik Müze İstanbul Topkapı surları için yapıldı. Harp sahası efektleriyle, sanki canlı olarak cereyan eden bir harp sahnesi seyredilmektedir. Aynı uygulamanın Tabyalar ve diğer tarihi eserlerimizde gerçekleştirilmesi sağlanmalıdır.

 
“MÜZE ŞEHİR ERZURUM” PROJESİ İÇİN ÖNERİLERİMİZ;

Erzurum sahip olduğu eserler sayesinde doğal bir MÜZE ŞEHİR görünümündedir.

Ancak, şehrin bu potansiyeli bugüne kadar göz ardı edilmiştir.
Tarihi binalar hoyratça elden çıkarılmıştır.
Tarihi evler muhafaza edilememiştir. Konaklar yerle bir edilmiştir.
Tarihi binaların dış yüzeyleri sıvanıp, zevksiz şekilde boyanmıştır.
Tarihi eser restorasyonlarında akıl almaz hatalar yapılmış, tamir edelim derken tarihi birçok değer heba edilmiştir.
Erzurum’da tarihi bir sokaktan bile söz edemez durumdayız.
Bu nedenle, elde kalan varlıklardan “Erzurum Sokağı” oluşturulması yolunda acil adım atılması gerekmektedir.
Yakutiye Belediyesinin, Yakutiye Medresesi’nin çevresini açma çalışmaları takdire şayandır. Büyükşehir Belediye Başkanı’nın yakın zamanda yaptığı açıklamada dile getirdiği “Tarihi binaların etrafının açılmasına ilişkin projenin” bir an önce hayata geçirilmesi, şehrin MÜZEKENT haline getirilmesi açısından önemli bir gelişme olacaktır.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.