Anasayfa > Araştırma-İnceleme, Kültür-Sanat, Öne Çıkan Haberler > Erzurum’un tarihi hamamları zamana direniyor

15.02.2013 Cum, 13:04

Erzurum’un tarihi hamamları zamana direniyor

Reklam

Türklerin su ve temizliğe verdiği önem hamam yapılarının Selçuklu ve Osmanlı döneminde yapımının artarak çoğalmasına neden olmuştur. Yıkanma ve temizlenme amacının yanında şifa dağıtan yer olan hamamlar, bir kültür olarak gelişmiştir.

 
Anadolu’nun en önemli merkezlerinden Erzurum’da birçok hamam ve kent zengin bir hamam kültürüne sahip olmuştur. Modern hayatla birlikte evlerde ısınma probleminin çözülmesi, gittikçe artan maliyetleri karşısında hamamlar zamanla eski önemini kaybetmiştir. Havlular, taslar, keseler, nalınlar ve peştemalarla kullandığı hamamlar mimari yapıları ile birer sanat eseri niteliğindedir. Sayıları zaman içerisinde azalsa da günümüzde hala birçok hamam, hafta sonları yada bayramlarda müşterilerini ağırlıyor.

 
Şeyhler Mahallesi’nde, Şeyhler Medresesi’nin yanında, Şeyhler Camisi’nin de karşısında bulunan Şeyhler Hamamı 18’inci yüzyılda, Habib Efendi tarafından Şeyhler Camisi’ne vakıf olarak yaptırılmıştır. Klasik Osmanlı hamam planı düzenindeki hamam soyunmalık, ılıklık, sıcaklık ve halvet bölümlerinden meydana gelmiştir. Moloz ve kesme taşın kullanıldığı hamam duvarlarında yer yer tuğla hatıllara yer verilmiştir. Hamamın soyunmalık kısmı tromplu büyük bir kubbe ile örtülüdür. Buradan doğu duvarına açılmış bir kapıyla ılıklığa geçilmektedir. Ilıklık yan yana üç küçük kubbeli ve kenarlarda da tonoz örtülü bölümlerden meydana gelmiştir. Sıcaklık kubbeli bir orta mekan ve yanlarda haçvari düzende dört eyvandan meydana gelmiştir. Bunun köşelerinde de sekizgen planlı kubbeli halvet hücreleri bulunmaktadır. Hamamı oluşturan bölümlerin hepsi içten Türk üçgenli ve tromplu, dıştan da kasnak üzerine oturan kubbelerle örtülmüştür.
Şeyhler Hamamı günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir.

 
Yeğenağa Mahallesi’nde bulunan Çifte Göbek Hamamı, 18’inci yüzyılda yapılmıştır ve kitabesi bulunmamaktadır. Bakırcı Camisi’nin vakıfları arasındadır. Değişik dönemlerde yapılan onarım ve değişikliklere rağmen yine de Erzurum’un en ilginç hamamları arasındadır. Osmanlı Hamam mimarisinin ilginç örnekleri arasında olup soyunmalık, ılıklık, sıcaklık ve halvet bölümlerinden meydana gelmiştir. Moloz taş ve yer yer blok taş kullanılmıştır. Hamamın kapı ve pencere sövelerinde tuğlalar, duvar aralarında da tuğla hatıllar kullanılmıştır. Hamamın doğu duvarına sonraki yıllarda açılmış bir kapıdan soyunmalığa girilmektedir. Soyunmalık tromplu bir kubbe ile örtülmüş batı yönünde iki sütuna oturan üç kemerle biraz daha genişletilmiştir. Buradaki iki sütun arasında kalan bölümün bir kısmı kubbe, diğeri de sivri kemerli bir tonoz ile örtülüdür. Büyük olasılıkla ılıklık ilk yapılışında beş kubbe ile örtülü bulunuyordu. Bugün bunlardan yalnızca ikisi görülebilmektedir. Sıcaklık kare şeklinde iki sütun ile birbirinden ayrılmış tromplu kubbe ile örtülüdür. Hamam günümüze iyi bir durumda gelmiştir.

 
Kongre Meydanı’nda Mahalle başına giden yol üzerinde bulunan Hacı Bektaş oğlu Derviş Hacı İbrahim’in l717’de yaptırdığı Gümrük Camisi’nin vakfı olan Gümrük Hamamı, moloz taş ve yer de tuğladan yapılmıştır. Klasik Osmanlı hamam planları düzeninde olup, haçvari plandadır. Erzurum hamamları arasında değişik bir plan türünü yansıtmaktadır. Moloz taş ve yer yer de tuğla hatılların kullanıldığı hamam soyunmalık, ılıklık, sıcaklık ve halvet bölümlerinden meydana gelmiştir. Hamamın bugünkü girişi ana eksen yerine yandan sonradan açılmıştır. Soyunmalık trompların taşıdığı bir kubbe ile örtülmüştür. İlk yapılışında üç kubbeli olan ılıklığın kenarlarındaki kubbelerin altında kalan kısımlar sonradan birer kapı ile sıcaklığa eklenmiştir. Bu arada sağdaki kubbe de yeniden yapılmıştır. Sıcaklık Osmanlı hamamlarındaki haçvari plan düzeninin değişik bir uygulaması olarak burada karşımıza çıkmaktadır. Giriş eyvanı ile iki yanındaki kubbeli halvet hücreleri kaldırılmış ve böylece üç eyvanlı bir plan ortaya çıkarılmıştır. Köşelerdeki halvet hücreleri de en dipte olan eyvana açılmıştır. Soğukluk ve sıcaklık bölümleri yakın tarihlerde onarılmış olmasına rağmen orijinalliğini yitirmemiştir.
Emir Şeyh Mahallesi’nde bulunan Saray Hamamı’nın kitabesinden Derviş Ağa tarafından l707 – l708 yıllarında yaptırıldığı öğrenilmiştir. Hamam birkaç onarım görmüş, bu nedenle de orijinalliğinden kısmen de olsa uzaklaşmıştır. Moloz ve yer yer de tuğlanın kullanıldığı hamam soyunmalık, ılıklık, sıcaklık ve halvet bölümlerinden oluşmuştur. Hamamın içerisine sonradan yapılmış bir dehlizden girilmektedir. Soyunmalık kısmı trompların taşıdığı bir kubbe ile örtülüdür. Buradan da iki küçük kubbeli mekana geçilmektedir. Oradan da ilk yapılışında üç kubbeli olan ılıklığa girilmektedir. Ilıklığın sağdaki kubbesi diğerlerinden bir duvarla ayrılmış, böylece elde edilen mekan sıcaklığa eklenmiştir. Sıcaklık tek kubbeli bir mekan ile iki küçük halvet hücresinden meydana gelmiştir.

 
Murad Paşa Mahallesi’nde bulunan Murat paşa Hamamı, Sultan II.Selim döneminde Erzurum Beylerbeyi Kuyucu Murad Paşa 1573 – 1574 yıllarında Murad Paşa Camisi ile birlikte yapılmıştır. Klasik Osmanlı hamamları plan düzeninde yapılan bu hamam da soyunmalık, ılıklık, sıcaklık ve halvet bölümlerinden meydana gelmiştir. Moloz taş ve yer yer de kesme taştan yapılmıştır. Oldukça gösterişli bir kapıdan üzeri kubbeli kare bir mekana oradan da tromplar üzerine oturmuş kubbeli soyunmalığa geçilmektedir. Soyunmalığın güney duvarından dikdörtgen plan düzeninde üzerinde üç küçük kubbe bulunan ılıklığa geçilmektedir. Bu bölümün iki yanında da birer tonoz bulunmaktadır. Sıcaklığın üzeri merkezi bir kubbe ile örtülmüştür. Köşelerde de sekizgen planlı kubbeli halvet hücreleri bulunmaktadır. Bu bölümlerin arkasında da külhan ve su depoları bulunmaktadır.

 

 
Kırk Çeşme Hamamı’nın kitabesi bulunmamakla beraber yapı üslubundan ve plan düzeninden 16’ncı yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Değişik zamanlarda yapılan onarımlarla hamam büyük değişikliğe uğramıştır. Yalnızca sıcaklık orijinal konumunu korumuştur. Hamam tarih boyunca bir kaç kez onarılmasından ötürü orijinalliğinden büyük ölçüde uzaklaşmıştır. Kesme taş ve moloz taştan yapılan hamam soyunmalık, ılıklık, sıcaklık ve halvet kısımlarından meydana gelmiştir. Bunlardan yalnızca sıcaklık bölümü ortada kubbeli merkezi bir mekanla haçvari dört eyvandan meydana gelmiştir. Köşelerinde de üzerleri kubbeli birer halvet hücresi vardır. Haç plan düzeninde yapılan Hamamın ana mekanının ortası pandantifli bir kubbe ile örülmüştür. Hamamın bölümleri arasındaki yuvarlak kemerli kapıları ve duvarları kaplayan mermerlerin bazıları orijinalliğini koruyabilmiştir.

 

 
Boyahane Mahallesi’nde bulunan Boyahane Hamamı, İlyas Ağa’nın 1620 -1621 tarihlerinde yaptırdığı caminin yanındadır. Kitabesinden öğrenildiğine göre l566-l567 yılında Hacı Emin Paşa tarafından yaptırılmıştır. Boyahane Hamamı plan düzeni olarak birbirine benzeyen iki bölümden meydan gelen çifte hamamdır. Doğu yönündeki küçük bir kapıdan soyunmalık kısmına girilmektedir. Soyunmalık ile ılıklık arasında küçük bir bölüm bulunmaktadır. Sivri kemerli bir kapıdan geçilen ılıklık pandantiflerin taşıdığı üç kubbe ile örtülmüştür. Sıcaklık haçvari plana göre yerleştirilmiştir. Burası dört tonozlu eyvan ve merkezi bir kubbeden oluşmuştur. Halvet hücreleri sekizgen planlıdır. Hamamın batısındaki soyunmalığı, sonraki yıllarda camiye eklenmiştir. Hamamın kadınlar ve erkekler kısmının su deposu müşterektir.
Gürcükapı semtinde bulunan Fuadiye Hamamı’nın kitabesinin bulunmamasının yanı sıra vakıf kayıtlarında da onunla ilgili bir bilgiye rastlanmamıştır. Bununla beraber mimari yapısına dayanılarak 17 – 18’inci yüzyıllarda yapıldığı sanılmaktadır. Klasik Osmanlı hamam plan düzeninde yapılan hamam soyunmalık, ılıklık, sıcaklık ve halvet bölümlerinden meydana gelmiştir. Soyunmalık kısmının üzeri sekiz dilimli ahşap kubbeli bir tavanla örtülmüştür. Ilıklığın kuzey-güney yönünde beşik tonozla örtülü olduğu sanılmaktadır. Sıcaklık ise kare bir mekan ve bunun etrafında çapraz tonozlu halvet hücrelerinden meydana gelmiştir. Bunlardan sıcaklık ve halvet kubbeli kare bir mekan çevresinde sıralanmışlardır. Burada sekiz halvet hücresi bulunmaktadır. Bu bölümün üzeri içten Türk üçgenleri dıştan da kasnaklı bir kubbe ile örtülmüştür. Bu türdeki plan düzeni ile Erzurum hamamları arasında Fuadiye Hamamı’nın ayrı bir konumu bulunmaktadır.

 

 
Kadana Mahallesi’nde bulunan Tahta Hamamı, 18’inci yüzyılda İbrahim Paşa Camisine vakıf olarak yaptırmıştır.Soyunmalık kısmının üzerini örten tahta tavandan ötürü hamama Tahta Hamam ismi yakıştırılmıştır. Klasik Osmanlı hamam plan düzeninden ayrı bir şekilde yapılan bu hamam soyunmalık, ılıklık, sıcaklık ve halvet bölümlerinden meydana gelmiştir. İç plan düzeninde belirli bir düzenin olmayışı araziden kaynaklanmaktadır. Moloz ve kesme taşın kullanıldığı hamamın duvarlarında tuğla hatıllara yer verilmiştir. Ahşap tavanlı soyunmalıktan iki hücreli ılıklığa girilmektedir. Bu bölümler kuzey-güney, doğu-batı yönleri beşik tonozla örtülüdür. Sıcaklığın üzeri tamamen beşik tonozla örtülmüştür.

 
Alipaşa Mahallesi’nde bulunan Küçük Hamamı, Murat Paşa’nın vakıflarından olup 16’ncı yüzyılda yapıldığı sanılmaktadır. Hamam soyunmalık, ılıklık ve sıcaklık bölümlerinden meydana gelmiştir. Moloz ve kesme taştan yapılan hamamın duvarlarında tuğla derzler kullanılmıştır. Soyunmalık kısmı tromplar üzerine oturan bir kubbe ile ılıklık ise yan yana dizilmiş üç kubbe ve bir tonozla örtülmüştür. Sıcaklık kubbeli kare bir mekan olup yan tarafına sonradan bir bölüm daha eklenmiştir.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.