Anasayfa > Öne Çıkan Haberler, Sağlık > Gökhan Hoca serotonin kurbanı mı!

04.02.2013 Pts, 15:12

Gökhan Hoca serotonin kurbanı mı!

Reklam

Geçtiğimiz günlerde intiharıyla kaybettiğimiz Bayburt Üniversitesi Rektörü, dünyanın önemli atom fiziği bilim insanlarından Prof. Gökhan Budak’ın ölümü, gözleri tekrar, sürekli uyarılarda bulunduğumuz ‘ot-çöp hapları’na çevirdi. Muhtemelen dört dörtlük bir ‘SEROTONİN SENDROMU’ söz konusu…
MAALESEF bunu da başardık… Üniversite rektörlüğüne kadar yükselen, dünya çapında bir bilim insanını, bir atom fiziği profesörünü ‘ot-çöp hapları’ sebebiyle kaybettik! Bayburt Üniversitesi rektörü Prof Dr. Gökhan Budak intihar etti. Basından öğrendiğimize göre, rahmetlinin son derece mazbut bir hayatı vardı.

 

Ülkesine, doğup büyüdüğü bölgeye, bilime ve insanlığa adanmış bir yaşam sürüyordu, bir sabah balkondan atlayarak hayatına son verdi.

 

Ailesi zayıflamak için (!) bir süredir bitkisel bazlı ilaçlar kullandığını, son günlerde bunların yan etkilerinden yakındığını, ayrıca depresyon tedavisi gördüğünü söylüyor. Kullandığı bitkisel ilacın adı ‘gingko biloba özü’. Yakınlarına göre, uzun süredir kullandığı antidepresan ilaçlara ek olarak başladığı gingko özü içeren bu desteğe başladıktan sonra, ‘ateş basması, ellerde terleme, titreme, çarpıntı, iştahsızlık, aşırı stres hali’ gibi bazı sorunlar oluşmuş. Kısacası, muhtemelen dört dörtlük bir ‘SEROTONİN SENDROMU’nun söz konusu olduğu anlaşılıyor. Detayları henüz tam olarak bilmiyoruz. Basına göre Sağlık Bakanlığı, intihar olayının hocanın kullandığı bitkisel ilaçlarla ilişkili olup olmadığını araştırıyor. Umalım ki bu araştırmadan doğru bilgiler çıksın, konu doğru aydınlatılsın, varsa eğer suçlular belirlenip cezalandırılsın.
BİTKİSEL HAP DEYİP GEÇMEYİN
Bu üzücü olay vesilesiyle, isterseniz şu bitkisel destekler konusuna bir kez daha göz atalım. Konu öyle, ‘göz atmakla yetinilecek’ kadar basit değil aslında. Her yıl çok sayıda insanımızı, bitkisel ilaç kullanımındaki yanlışları nedeniyle kaybediyoruz. Sayıları binlere varan vatandaşımız, yine bu haplar nedeniyle hastalanıyor. Kimisinin karaciğeri iltihaplanıyor, kiminde böbrek yetmezliği ya da farklı sağlık sorunları ortaya çıkıyor. Kullandığı ‘zayıflama hapı’, içtiği ‘cinsel güçlendirici’, yuttuğu ‘karaciğer destekleyici’ler nedeniyle, her yıl yüzlerce kişi hastalanıyor, hatta ölüyor. Çözüm ise aslında son derece kolay: Üretim ve satış koşullarının kurallarını net ve açık olarak belirlemek, halkımızı bu önemli sorun hakkında bilgilendirmek gerekiyor. sorun çözümsüzlükten değil, çözümü görmezden gelmekten, istememekten kaynaklanıyor.
SORUN ŞU: DENETİM YOK
Tabiatta, ‘iyileştiren, şifa veren’ binlerce bitki var. Bunların çoğunu ‘ilaç’ olarak zaten kullanıyoruz. Kalp yetmezliği tedavisinde kullandığımız ‘dijital’ ateşi düşürüp ağrıları azaltmakta tedavisinde kullandığımız ‘aspirin’ bunların ilk örnekleri. Bu yanlış değil, tam da tersine çok doğru bir yaklaşım ama doğal ürünleri kullanmanın da kuralları var. Yapılması gereken bitkisel ürünlerin de bilimsel bir denetimden ve teknik kontrollerden geçirildikten sonra ‘ilaç’ ya da ‘ilaçlara yardımcı doğal destekler’ olarak kullanılmaları, üretimden tüketime uzanan çizgide etkin olarak denetlenmeleri. Kısacası sorun denetimsizlikle, denetimin eksikliği, bilgisizliği ve samimiyetsizliği ile ilişkili. Bu ilaçların, özellikle ‘besin desteği’ olarak pazarlananların –birkaçı dışında- ‘nerede, nasıl, kimin tarafından’ ve ‘hangi şartlarda’ üretildiklerinin yeterince denetlenmemesinde. Denetimle görevli olanların denetimlerini yaparken uyacakları koşullar, teknolojik donanım ve aldıkları eğitim yeterli değil. Görevli kişilerin, maalesef ‘zehirli ile zehirsiz bitkileri ayırt edebilecek’ tecrübe ve donanımları bile yok. Üzülerek belirtelim ki, karmaşa en az 20 yıldır sürüp gidiyor. Sorunun çözümü için etkili adımlar bir türlü atılmıyor. İnternet, radyo ya da televizyon yoluyla yapılan doğrudan ya da dolaylı satışlar kontrol altına alınmadıkça, üretim yerleri, standartları, taşınma ve saklanma koşulları denetlenip kontrol altına alınmadıkça çözüm mümkün değil.
BİTKİSEL ÜRÜNLER NEDEN REVAÇTA?
BİTKİSEL ilaç ve ürünlere ilginin pek çok nedeni var. Sık yaşanılan ilaçlarla ilgili ‘yasaklama’ duyuruları, ilaç sanayinde sık sık gündeme gelen yolsuzluklar bunun ilk nedeni. İlaç fiyatlarının artışı da önemli bir faktör. Sağlık bilincindeki artma, sağlığı koruma ve güçlendirme eğilimindeki yoğunlaşma da etkili. Çünkü çoğu insan bitkisel ilaçların ve desteklerin sağlıklarını koruyup güçlendireceği kanaatinde. Trendin ‘doğal hayata dönüş’ olması da önemli bir etken. Herkes sağlık problemlerinin çözümünde mümkünse önce ilaç değil de doğal bir ürün, örneğin bitkisel bir destek kullanmak istiyor. Özellikle günlük, sıradan ve fonksiyonel sağlık sorunlarının çözümünde reçeteli ilaçlar yerine bitkisel ürünleri tercih ediyor. Uykusuzluk için benzodiyazepin içeren bir hap yerine melatonin, grip nezle için fenilefrin yerine umclaoba şurubu, rahatlamak için lorazepam yerine valeryan kullanmak istiyor. Geleneksel tıbba ilginin artması da önemli bir faktör. Son yıllarda batı tıbbı da geleneksel tıbbın özellikle bitkisel ürünlerin doğru yer ve zamanda kullanılması halinde önemli avantajlar sağlayabileceğini fark etti ve kanserle, ülserle, yorgunlukla savaşta doğal desteklerden örneğin bitkisel haplardan sık sık faydalanıyor.
Gingko biloba TEHLİKELİ Mİ?
RAHMETLİ Gökhan Budak hocanın kullandığı belirtilen ‘gingko biloba’ özleri, son yılların en popüler bitkisel desteklerinden. Gingko biloba bitkisinin yapraklarından elde edilen özler, ‘gingkozid’ adı verilen bazı doğal bileşimler içeriyor. Bu bileşimler belirli dozlarda ve sürelerde Alzheimer hastalığı dâhil hafıza sorunlarında, baş ağrıları ve baş dönmelerinde, işitme problemleri ve kulak çınlamalarında kullanılıyor. Gingko özlerinin cinsel gücü arttırmak, göz tansiyonunu düzeltmek, şeker hastalığına bağlı göz problemlerini hafifletmek, yaşlılığa bağlı maküla dejenerasyonu gelişimini yavaşlatmak gibi göz sorunlarında da kullanıldığı biliniyor. Ne var ki en uygun koşullarda ve ‘ilaç’ kalitesinde üretilmiş olsalar bile, gingko özleri de bazı ilaçlarla birlikte kullanıldığında hayatı tehdit edebilecek sorunlara yol açabiliyor.

TERLEME, UYUŞMA

Örneğin epilepsi ilacı kullanan birinde ilacın etkisini şiddetlendirip yan etkilere yol açıyor, antidepresan ilaçlarla birlikte alındığında (Prozac, zoloft, paksil…) ‘SEROTONİN SENDROMU’ olarak tanımlanan ağır bir tabloya neden oluyor. Serotonin sendromu kanda serotonin düzeyinin kontrolsüz bir şekilde artması ile ilgili bir takım işaretlerin birlikte olduğu tehlikeli bir tablo. Şiddetli kalp çarpıntısı, vücut ısısında aşırı yükselme, ateş basması hali, kaslarda sertleşme, kramplar, aşırı terleme, el ve ayaklarda uyuşma, yanma, karıncalanma ve benzeri belirtilerle karakterize bir klinik durum. Ölüm nedeninin ne olduğu henüz belli değil ama klinik tablo serotonin sendromuna çok benziyor. Basında yazılıp çizilenlere bakılırsa rahmetli Gökhan hocanın yaşadığı durum muhtemel bir ‘serotonin sendromu’ olmalı. Gingko bilobanın kan inceltici ilaçlarla (Plaviks, persantin, kumadin), kan şekeri düşürücü haplarla, idrar söktürücülerle (tiazidler) kullanımı halinde de ciddi yan etkiler ortaya çıkabiliyor. Kısacası doğal bir ilaç olsa da sentetik kimyasal ilaçlarda olduğu gibi gingko biloba özlerinin kullanımında da son derece dikkatli ve tecrübeli olmak lazım. Oluşabilecek yan etkilerin ve muhtemel ilaç etkileşimlerinin iyi hesaplanması gerekiyor.
NE YAPMALI?
– İnternette satılan hiçbir bitkisel ürün asla kullanılmamalı, internet satışları engellenmeli.

– Eczanelerden satın alınan bitkisel ürünlerin bile nerede, nasıl ve kimler tarafından üretildiği dikkate alınmalı, soruşturulup araştırılmalı, ilaç firmalarınca üretilenleri tercih edilmeli.

– Eczacılarımız bitkisel ürünleri satmadan önce üretim yerlerinin emniyetinden ve kalite standartlarından emin olmalı, doktorlar tarafından reçete edilmedikçe bu ürünleri asla satmamalı.

– Bu ürünleri eczaneler dışında hiçbir yerden satın alınamamalı, hiçbiri eczanelerin dışında satılamamalı.

– Aktarların bu yöndeki faaliyetleri net ve açık bir şekilde yasaklanmalı, ‘aktar doktorlar’ hemen kapatılmalı.

– ‘Çakma lokman hekimler’den uzak durmalı, tıp ve eczacılık kökenli olmayan herhangi birinin –önünde akademik bir unvan olsa dahi- bitkisel ürünlerle ilgili hiçbir önerisine itibar edilmemeli, yaptıkları öneriler hakkında inceleme ve takip yapılmalı.

-Yurtdışından getirtilen ürünlere de ‘Avrupa malı!’ diye güvenilmemeli, Uzak Doğu kökenli ürünlere –eğer Sağlık Bakanlığı onaylı değilse- el bile sürülmemeli.

– Bu ürünlerden herhangi biri kullanılacağı zaman kullanımı süren diğer her türlü ilaç ve bitkisel destek –vitaminler dahil- ile çapraz reaksiyon oluşturabileceği düşünülerek doktorlar bu konuda mutlaka bilgilendirilmeli.

– Bitkisel ürünlerin çay –örneğin kabızlık çayları-, toz ya da sıvı şeklinde pazarlananları da aynı şekilde dikkatle ve özenle kullanılmalı, kullanımdan önce mutlaka doktora danışılmalı.

– Sağlık Bakanlığı da, Tarım Bakanlığı da bu ürünlerle ilgili sıkı bir denetim mekanizması oluşturmalı, ‘denetliyormuş gibi’ yapmayı bırakıp sistemin açıklarını belirlemeli ve konunun üzerine ciddi olarak gitmeli.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.