Anasayfa > 5'li Üst Haber, Siyaset > Katilleri af yetkisi bizim değildir

03.03.2013 Paz, 22:00

Katilleri af yetkisi bizim değildir

Reklam

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, gündemlerinde ”genel af” gibi bir konunun bulunmadığını belirterek, ”Katilleri af yetkisi bizim değildir. Biz böyle bir şeye karışmayız” dedi.

 

Erdoğan, Bandırma Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, önlerinde, demokrasi ve özgürlük mücadelesinde attıkları adımları engellemek isteyenler olduğunu söyledi.

 

 

Terörle mücadelede ettiklerini dile getiren Erdoğan, ”Yılmadan, usanmadan bu mücadele hamd olsun o da bir yerlere doğru geliyor. Çözüm süreci inanıyorum ki iyi gidiyor. Birilerine rağmen iyi gidiyor. Çünkü bizim niyetimiz hayır, akıbet de hayır. Biz terörü birilerinin istismarına kurban etmeyeceğiz. Terörle mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğiz” dedi.

 

 

”Söylüyorum ya biz teröristle mücadele ederiz, parlamentodakiyle de müzakere ederiz” diyen Erdoğan, şöyle konuştu:

”Bizim anlayışımız budur. ‘Efendim bebek katilleriyle masaya oturulmaz.’ Kimin, nerede, neyi, nasıl yapacağını biz biliriz. Neyi, nasıl yapacağımızı biz biliriz. İmralı’ya götürüp koyanlar, İmralı’ya götürdükleri zaman hangi yasa gündemdeydi biliyorsunuz. Ve İmralı’ya götürüldü. Şimdi de Milli İstihbarat Teşkilatımız (MİT) ile biz gerekli olan çalışmaları yapıyoruz. Ve bütün derdimiz nedir? Bütün derdimiz bu ülkeye huzur gelsin, refah gelsin, mutluluk gelsin. Kim diyorsa ki ‘Efendim burada genel af var’, AK Parti iktidarında böyle bir af söz konusu değildir. Bu aldatmacalara inanmayın. Bunların hepsi yalandır, iftiradır, Tayyip evladınızdan, kardeşinizden böyle bir şey duymadıkça hiçbir şeye inanmayın. Asla inanmayın. Çünkü biz böyle bir yetkiyi kendimizde görmeyiz. Katilleri af yetkisi bizim değildir. Biz böyle bir şeye karışmayız.”

 

 

”Biz Ankara’nın bürokrasi dehlizlerinde  kaybolup, giden siyasetçilerden olmadık, olmayacağız”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”Biz Ankara’nın bürokrasi dehlizlerinde günlük koşuşturmacası içinde kaybolup, giden siyasetçilerden, idarecilerden olmadık, olmayacağız. Biz bu milletin sinesinden doğduk ve bu milletin sinesinde yaşıyoruz” dedi.

Camsı Boroksit Susuz Boraks Üretim Tesisi ve Borik Asit Fabrikası Öğütme Tesisi’nin tamamlandığını belirten Erdoğan, ”Yaklaşık 24,5 milyon bedelle tamamlanan bu iki tesis, inşallah ülkemizin en büyük değerlerinden olan borun dünyaya ulaşmasına, ülkemizin kazanmasına, Balıkesir ve Bandırma’nın istihdamına önemli katkılar sağlayacak. Bugün yine bu açılış töreniyle Bandırma-Biga yol ayrımı, Buğdaylı-Gönen arasındaki 23 kilometrelik bölünmüş yolu da hizmete açıyoruz. Bandırma’nın tarihi değerlerinden Sunullah Camisi’nin restorasyonunu tamamladık. Bu güzel camimizi yeniden Bandırma’ya, yeniden Türkiye’ye kazandırdık. Onun da resmi açılışını gerçekleştiriyoruz. Böylece toplam yatırım bedeli yaklaşık 40 trilyon lira olan 4 kalem hizmeti Bandırma’mıza kazandırmış oluyoruz” dedi.

 

 

Dün de Balıkesir’de 297 milyon lira yatırımla hayata geçirdikleri 29 kalem hizmetin açılışını yaptıklarını ifade eden Erdoğan, ardından Bigadiç’te 45 milyon lira yatırım bedeli olan hizmetlerin toplu açılışını gerçekleştirdiklerini kaydetti.

 

 

Buraya gelmeden önce Edremit’te 10 milyon lira yatırım bedeli olan eğitim kurumlarıyla projelerin açılışlarını yaptıklarını belirten Erdoğan, ”Buradan da biraz sonra Bagfaş Bandırma Gübre Fabrikaları’na gidecek, hem tesisi ziyaret edecek, hem de burada inşa edilecek yeni kimyevi gübre fabrikalarının temel atma törenine katılacağım. Bütün bu yatırımların Bandırma’ya, Bandırmalı kardeşlerimiz hayırlı olmasını diliyorum. Bu yatırımların inşasında emeği geçen bakanlıklarımızı, bakan arkadaşlarımız ve ekiplerini, işçilerimizi, mühendislerimizi katkı veren herkesi yürekten tebrik ediyorum” diye konuştu.

 

 

Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

”Doğudan batıya, kuzeyden güneye ülkemizin 81 vilayetinin tamamında bu şekilde vatandaşlarımızla kucaklaşmanın çabası içindeyiz. Gittiğimiz şehirlerde, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle, şehrin kanaat önderleriyle hep bir araya geldik. Sorunlarını aldık ve o soruları tespit ettik. Neler yapabileceğimizi de inşallah birlikte konuşacağız. Çünkü biz milletimizle aracılar vasıtasıyla değil, yüz yüze, gönül gönüle iletişim içindeyiz. İnsanımıza işte görüyorsunuz. Sadece mikrofonla konuşmaya gerek yok, Cumhuriyet Meydanı konuşuyor. Cumhuriyet Meydanı ekranlarda bizi izleyenlere sesleniyor. ‘İşte Bandırma, işte Türkiye’ diyor. Biz gönül bağlarıyla birbirine bağlıyız. Kalpten kalbe yol var. Bununla birbirine bağlıyız. Biz Ankara’nın bürokrasi dehlizlerinde günlük koşuşturmacası içinde kaybolup, giden siyasetçilerden, idarecilerden olmadık, olmayacağız. Biz bu milletin sinesinden doğduk ve bu milletin sinesinde yaşıyoruz. Bugüne kadar hiçbir zaman milletimizle aramıza engellerin girmesine izin vermedik. Bundan sonra da asla izin vermeyeceğiz. Çünkü biz size sevdalıyız, biz size aşığız.”

 

 

‘Bunlar damdan düşmediler, biz damdan düştük’

Cumhuriyet Meydanı’nda toplananlara ”Kardeşlerim” diye seslenen Erdoğan, ”Biz dertliyiz. Biz de bu vatanın, milletin derdi var. Dertli olmayan derman olmaz. Dertli olduğumuz için hamd olsun derman da bizde. Onun için uzun ince yoldayız, gidiyoruz gündüz gece. Gideceğiz gündüz gece. Hiç endişeniz olmasın” şeklinde konuştu.

 

 

Erdoğan, bu anlayışla 10 yılda eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette, enerjide, ulaşımda birçok adımlar attıklarını söyledi.

”Bu kardeşiniz İstanbul’un büyükşehir belediye başkanıyken, şu Bandırma’ya İstanbul’dan Bandırma’ya 6 saatlik yolu o zaman kaç saate indirdi?” diye soran Erdoğan, ”İlk defa İstanbul ile Bandırma’nın bağını bu ferilerle kim kurdu? Biz kurduk. O gündür bugündür devam ediyor. Niye? Mesele ufuk meselesi” ifadesini kullandı.

 

 

Başbakan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

”Bak şimdi biz dedik ki, ‘Bu büyükşehirleri mülki sınırlarla daha da büyüteceğiz’. Bu anamuhalefet çıktı, ‘Burada yanlış var, burada başka şeyler dönüyor, karşıyız’ dedi. Anayasa Mahkemesi’ne gittiler. Bundan haberiniz var mı? Anamuhalefet, bizim bu yeni büyükşehir yasasını aldı, Anayasa Mahkemesi’ne götürdü. Neymiş, burada başka durumlar varmış. Bunlar bu ülkenin büyümesini istemiyorlar. Bunlar damdan düşmediler, biz damdan düştük. Biz biliyoruz bu işi. Ben istiyorum ki benim Balıkesir’imin, Havran’ın bir köyünün alt yapı diye bir sorunu kalmasın. Edremit’in bir köyünün bir sorunu kalmasın. Ne demek bu, olur mu? Çünkü büyükşehir dediğin zaman kanalizasyonuna varıncaya kadar oraya uzanacak. İçme suyuna varıncaya kadar oraya uzanacak. İmar planlarını aynen merkezde yaptığı gibi orada da yapacak. Kiminle? İlçe belediyesiyle. 5 binlik, 25 binlik, 50 binlik , 100 binlik planları büyükşehir yaparken, binlik planları da ilçe belediyesi yapacak. Bunlar anlamaz. Bunların eline 5 tane koyun verin, kaybeder gelirler.

 

 

Biz bunlardan Türkiye’yi nasıl aldık? 230 milyar dolarlık milli gelirle aldık. Şimdi 774 milyar dolar milli gelirimiz var. Muasır medeniyetler seviyesinin üzerine çıkmak lafla olmaz, uygulamayla olur. Bu meydan kimin eseri? Düşünmemiz lazım. Mesele bu, AK Parti belediyeciliği bu; ufuk meselesi. Bizim icraatlarımızın ulaştığı yerlere bunların hayali bile ulaşamaz.”

 

 

”İnsanı öne aldık, devleti arka plana ittik”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Çanakkale-Bandırma yolunun tamamen bölünmüş yol haline geldiğini, bunun 133 kilometre olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

 

 

‘Nereden nereye… Laf üretmiyoruz, iş üretiyoruz. Bitmedi, Bandırma-Bursa, Bandırma-Susurluk, Bandırma-Balıkesir tamamen bölünmüş yol haline geldi mi? Kardeşlerim, yol medeniyettir. Su medeniyettir. Yolunuz varsa medenisiniz. Yolunuz yoksa medeniyetten bahsedilmez. Bitmedi. Şimdi inşallah Bandırma-Tekirdağ arasına bir feri… Bunun da alt yapısını yine Ulaştırma Başkanlığımız olarak biz yapıyoruz. Bandırma-Balıkesir-İzmir demiryolunu biz yeniledik. Ne kadar? 310 kilometre. Şimdi bu sinyalli hale getiriliyor. Toplam bedeli ne biliyor musunuz? 300 milyon. Bütün bunlar kim için? Halkımız, milletimiz için.”

 

”Biz yola çıkarken her şey insan içindi. İnsanı öne aldık, devleti arka plana ittik” diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

”Ama biz Afyonkarahisar’dan yola çıkarken bir şey daha söyledik, dört başlık. Neydi onlar, bir, tek millet dedik. Kardeşler, biz Türküyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle, Gürcü’süyle, Roman’ıyla, Boşnak’ı ile Arnavut’u ile velhasıl 76 milyonuyla biriz, beraberiz, bir bütünüz. Yaradılanı yaradandan ötürü severiz. Ayrım bizim kitabımızda yok. Bizde ırkçılık yok, bizde kavmiyetçilik yok, bizde kabilecilik yok. Bizde tek millet var, tek. İki, tek bayrak dedik. İşte bayrağımız. Kardeşlerim rengi şehidimin rengidir. Rengini oradan alıyor. Hilal, özgürlük mücadelemizin, bağımsızlığımızın simgesidir. Yıldız şehidimizdir. Bizim şehitlerimiz birer yıldızdır. Bu bayrağa asla bir ortak kabul etmeyiz, onu hiçbir şeyle paylaşmayız. Zira ‘Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır, toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.’ Biz böyle diyerek yola çıktık. Böyle de devam ediyoruz. Bugüne kadar tüm yaptıklarımız, bunlar için ne diyoruz elde bir. Daha yapacağımız çok şey var. Üç, tek vatan dedik. 780 bin kilometrekareyle bu vatan toprakları üzerinde asla ameliyat yapılamaz, operasyon yapılamaz. Birileri üniter yapımız üzerinde hesaba giriyorlar. Onlar boş laflar. 780 bin metrekare tek vatan. Dört, tek devlet; Türkiye Cumhuriyeti devleti. Olay budur. ‘Efendim, vatandaşlık ne olacak?’ Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı bizim vatandaşlık anlayışımızdır. Neyini beğenmiyorsun? Benim Türk kardeşim de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, Kürt kardeşim de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, Laz’ı da, Çerkez’i de, Romanı da, Gürcüsü de hepsi de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı. Bundan niye rahatsız oluyorsun? Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı çatısında toplandık biz.”

 

 

”Bizde hakim olan ruh doğruluktur”

Başbakan Erdoğan, 10 yılda Türkiye’yi üç kat büyüttüklerini bildirdi.

Göreve geldiklerinde iktidarda DSP, MHP, ANAP’ın bulunduğunu, iktidarın kendilerine, 23,5 milyar dolar IMF’ye borç bıraktığını belirterek, ”Ödedik, ödedik, ödedik… Şu anda ne kaldı? 400 milyon dolarcık. Şimdi mayısta onu da ödüyoruz ve IMF ile defteri kapatıyoruz. Şu anda IMF bizden borç istiyor, ayrı. Konuşuyoruz, belki ona 5 milyar dolar vereceğiz borç olarak. Artık Türkiye bu. Milli bankamız hangisi? Merkez Bankası değil mi? Merkez Bankası’nın döviz rezervi neydi biliyor musunuz? 27,5 milyar dolardı. MHP, DSP, ANAP iktidarından böyle aldık. Şimdi kasada ne var biliyor musunuz? Şimdi kasada 125 milyar dolar var. 27,5 milyar dolar nire, 125 milyar dolar nire? 1’e 5 katladık. İşçi, memur kardeşim, kaynağında senden para kestiler” diye konuştu.

Erdoğan, önceki iktidarın, iktidarların maaş ödeyecek parasının olmadığına işaret ederek, şöyle konuştu:

 

 

”Ne kadar borçlandılar biliyor musunuz? 13,5 katrilyon. Göreve geldik, önüme geldi. Dediler ki ‘İşçiye, memura devletin 13,5 katrilyon borcu var.’ Devlet işçisine, memuruna borçlu olur mu? Ey medya bunları lütfen kenarınıza, köşenize nereye yazacaksınız bunları yazın. Milletimiz bunları bilsin, duysun. Kimler bu ülkeyi nasıl sömürdüler, nasıl hortumladılar görsünler. Biz bu 13,5 katrilyonu -sendikaları çağırdık, oturduk konuştuk- ödedik. Bunların hepsi bitti. Kardeşlerim bitmedi. Konut Edindirme Yardımı. Yine işçiden, memurdan aldılar ‘Sizi konut sahibi yapacağız’ dediler. Yaptılar mı ? Hayır. Ya onlar AK Parti iktidarı mı? 500 bin konut yaptık, bitirdik, sahiplerine teslim ettik, ediyoruz. Bizim iktidarımız bu. Bizde hakim olan ruh doğruluktur. Biz milletine, vatandaşına devleti borçlu kılan değil, onları tutup elinden kaldıran iktidarız.”

 

 

”Yavrularımızın ayaklarına prangaları takmışlar, koş diyorlar”

Erdoğan, eğitimde şu ana kadar 380 bin derslik yaptıklarını, bu çalışmalarının halen sürdüğünü, 81 ilde 170 üniversite bulunduğunu ifade etti.

”Bütün illerimizde üniversite var” diyen Erdoğan, şöyle konuştu: ”Anadolu’nun ücra köşesinden genç kardeşlerim, yavrularım, analarını babalarını bırakıp göç ediyorlardı. Artık bundan kurtuldular. İsterse kendi vilayetinde kalıyor, isterse başka illere gidiyor. Yurtlar yayıyoruz daha da yapacağız. Akıllı tahtalar okullarımıza yerleşmeye başladı. Tablet bilgisayarlar yavrularımıza dağıtılmaya başladı. İnşallah 3 yıl içinde bunların da dağıtımını bitiyoruz. Bizim önümüzde kat sayı belası var mıydı? Vardı. Meslek liselerinden yavrularımız istediği üniversiteye gidemiyordu. Aynı imtihana giriyor, kazanıyor, önünde bir kat sayı engeli ve gidemiyor. Böyle adaletsizlik olur mu? Yavrularımızın ayaklarına prangaları takmışlar, koş diyorlar. Nasıl koşsun ya? Ne oldu? Kat sayıyı kaldırdık. 4,4,4 ; 444 kod numarası geldi. Artık 12 yıllık zorunlu eğitimle yavrularımız istedikleri üniversiteye evvelallah başarılı şekilde girecekler. Bu ayrımcılığı da ortadan kaldırmanın mutluluğu içindeyiz. Bizim için tüm meslek liseleri, düz liseler, buralarda okuyan yavrularımızın hepsi, başarılarıyla övündüğümüz, övüneceğimiz nesildir.”

 

 

Başbakan Erdoğan, şu anda düz liselerde bile seçmeli olarak Kur’an-ı Kerim dersi olduğuna işaret ederek, ”İsteyen anne baba yavrusunu Kur’an-ı Kerim’e gönderebiliyor. Siyer-i Nebi dersi var. Yani Peygamber Efendimizin hayatı. O da bu okullarda artık seçmeli olarak öğretilebiliyor. 460 bin öğrenci Kur’an-ı Kerim’e müracaat etti. 300 bine yakın öğrenci Siyer-i Nebi dersine müracaat etti. Bırakın ya, bırakın isteyen istediği gibi tahsilini yapsın, öğrensin. Niye engelliyoruz? İşte artık toplum kendine geliyor. Relaks, rahat, huzur ve evvelallah bu milleti tutana aşk olsun diyorum” diye konuştu.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.