Anasayfa > Slayt Haber, Yazar > Nerede Eski Doktorlar ?

02.04.2013 Sal, 18:20

Reklam

Geçen  gün televizyonu karıştırırken Siyaset Meydanı programının tekrarına rastladım.Program  Tıp Bayramı adına adlarını şu anda hatırlamadığım Türkiye’nin tanınmış mütehassıs doktorları ile yapılıyordu.

Beyefendilerin ve bayanların anlattıklarını dinledikçe hayret ettim ve aklıma getirdim; Nerede Eski Doktorlar ?

 

 

Doktorluğun sanatkârlıktan tüccarlığa döndüğü şu vakitte, bu nesilden hiç kimse kalmadı mı sahiden? Gerçi üç beş tane var ya da yok benim bildiklerim içinde ya onlarla da yaz gelmiyor.

 

 

Bu günler – son 5 yılda olduğu gibi – yine hastanelerin kapısını, doktorların odalarını arşınlamaya başladım ve dikkatimi iyice çekti. Televizyonda anlatılan bu hasta-doktor ilişkileri şimdi niye yok? Doktorlar, hastalarının gözlerine neden sadece para diyerek bakıyor? Mühim olan üç beş kuruş fazla performans parası ve saati saatine mesaiyi bitirmek midir?

 

 

Atatürk Üniversitesi’nde bir doktorun odasındayız. Doktor hemşerimiz, tanışımız üstelik. Klasik hoş geldiniz sohbetinden sonra elimize bir avuç kâğıt sıkıştırıp kırk türlü tetkikin peşine yolladı. Hepsini yaptırıp geldik, beyefendinin önündeyiz. Üstad, kulağında telefon hararetle bir şeyleri tartışıyor.  Tahlil sonuçlarını önüne koydum, -tahmini hepsine -bir iki saniye bakıp kenara fırlattıktan sonra yine film istedi. Sahi bu kadar mı üst düzey hoca idi ? Birkaç saniye içinde o değerlerin hepsini nasıl görebildi ? Diğerlerini değerlendirmeden yeni bir tetkik’e nasıl karar verebildi? Bu deli merakımla haşır neşir olurken cevabını kalabalıktan aldım, günde herkesin 50 hasta kabul ettiği vakit 150 – 200 hastayı tedaviye (!) çalışıyor , keza bir o kadar da serviste yatan hastası varmış. Bildiğim kadarı ile – alanında gerçekten usta olan bu abimiz – paraya öyle çok da ihtiyacı yok. Görev aşkı deseniz bize derman olmadıktan sonra neye yarar?

 

 

 

Bu örnek işin bir yönü, belki de kendi çapımda ufak bir şikâyetim. Babama Atatürk Üniversitesi’nde diyaliz için alelacele geçici fistül takıp bir ay unuttuklarını sonra yeni fistül için ne çileler çektirdiklerini hatırlıyorum.(üstüne üstlük geçici fistül kendi kendine çıkmıştı). Palandöken Hastanesi’nde bir tüccar doktor babamın böbreklerinde sorun olmasına rağmen 45 gün farklı amaçlar uğruna serum bağlayıp yatırmıştı. Yine Atatürk Üniversitesi hastanesinde zavallı adamın prostat ameliyatını kırk türlü bahane ile yapamamışlar, oraya buraya göndermeye çalışmışlardı. ( Allahtan bir iki yere sordukta uzaklaşmadan derde dermanı Şifa hastanesi’nde bulabildik ). Bu örnekleri inanın 5 yılda o kadar uzatabilirim ki ağzınız açıkta kalır.

 

 

 

‘’El elin eşeğini türkü çığırarak ararmış’’misali yaşayanlar ve yaşatanlar belki şu yazıyı okur da devlete, başhekimlere, hocalarına veremedikleri hesabı vicdanlarına verirler. Başhekim ağabeylerde birbirlerini tutmak yerine ya da hastanenin duvarını, tavanını, odalarındaki halıların tozunu inceleyeceklerine biraz da şu hastaların dertlerini dinleseler,  mesai saatleri Allah aşkına bir teftişe çıkıp şikâyetleri dinleseler.

 

 

 

Bir de Atatürk üniversitesi yetkilileri şu hastanenin o upuzun sağlıklı yaşam (!) pardon ölüm yoluna bir çare bulsalar ya, kapıların sadece makam-mevki sahiplerine açık olduğu hastane koridorlarında nice zorda hasta polikliniklere gitmek için o yolu ne zor şartlarda yürüyor gidin bir görün! Tekerlekli sandalye desen, KARABORSA!

YORUMLAR

Toplam 5 yorum bulunmaktadır.

ismail

gardaş güzel bir yazı yazdığını zannediyorsun ama sen bir doktor nasıl yetişiyor neler çekiyor ne kadar emek harcıyor onu bilemezsin.bunu sadaece yaşayan bilir.tahlillere sen 1 günde baksan bişey anlamazsın ama doktor 1 saniyede baksa anlar.çünkü onu milyon defa görmüştür.Allahını seversen eleştri yaparken biraz mantıklı olun.eğer bu ülkenin doktorlarını beğenmiyorsan hasta olduğun zaman muayene olmaya gitme.bizde zaten ön yargılı insanlara bakmaya meraklı değiliiz.

03.04.2013, 11:15
Abdullah Taşbaşı

Sayın İsmail bey , güzel bir yazı yazmak birilerinden övgü almak için bunları yazmadım.Kimsenin teveccühüne de pek ihtiyacım yok çünkü. Dikkat etmediğin şey şu ki ben doktorluk mesleğine değil Doktorluk mesleğini tüccarlık haline getirenlere yazdım yazacağımı. Ben bir doktorun nerelerden geçtiğini de iyi biliyorum , para hırsıyla gözünü karartıp neler yaptıklarını da biliyorum. Sanırım siz de bir doktorsunuz ve çok fena alınmışsınız. Kusura bakmayın beyefendi , daha bir ay önce bu ülkede yanlış ameliyat yaptılar diye iki insan öldü. Yanlış ameliyat yapıldı diye Erzurum’da iki insan sakat kaldı. Keşke önyargılarınızla değil de gerçeklerle bir yorum yapsa idiniz. İşte bizzat babamın yaşadıkları ortada ve hep refakatçisi bendim. Yaptıkları hatalardan sonra o büyük ulema niye benim gibi birinden özür diledi hala aklım almıyor doğrusu (!) Doktor tecrübesi denen şeyin bir gerçek olduğu aşikar lakin bizlerde en azından ben de çocuk değilim kimin üstün körü iş yaptığını kimin tecrübeye dayandığını camianın içinden isimler vererek söyleyebilirim. Yine çok garip bir eleştiri getirmişsiniz doktorları beğenmiyorsanız hastaneye gitme diye , şahsım üç beş defa doktora gittim ömrü hayatımda onlarda etraf zoru ile özel hastanelerdi. Bu ülkenin doktorları benim param ile kuruşu kuruşuna gününü bir defa kaçırmadan ödediğim vergilerle Mercedes’ten inip Bmw’ye biniyorlarsa -Allah daha çok versin- hele bir de işlerini düzgün yapmıyorlarsa tabiki eleştireceğim. Senin beni muayene etmeme hakkın yok lakin benim sana gelmeme hakkım var. Bunu boş yere alınganlığa ya da siyasete sokarsanız malesef doktor camiası olarak zarar edersiniz. Bizim bahsettiklerimiz tekrar ediyorum ki görevini hakkıyla yapanlar değil , görevini suistimal eden üç beş kuruş için insan canına kast edenlerdir.

03.04.2013, 14:39
ismail

evet iyi tahmin etmişsiniz çok şükür ki doktorum.işimide seviyorum.hakkıylada işimi yapıyorum.ben senin paranla maaş almıyorum.yaptığım işin karşılığını devletten alıyorum.Allah devlete zeval vermesin.benimde maaşım yatmadan önce vergimi kesiyorlar zaten.yani bu ülkede bedava yaşamıyoruz.aslanlan gibi verigimizi veriyoruz.iş üretiyoruz terimizin son damlasına kadar çalışıyoruz. ve ÇALIŞTIĞIMIZIN karşılığını alıyoruz.Allah senin paranı bana nasip etmesin.bindiğim araba ve ne yaptığım senide başkalarınıda alakadar etmez.çünkü bunlar bana kimsenin lütfu değil yalnız alın terimiz ve çalıştığımızın karşılığıdır.Allah daha çok versin demişsin ama daha fazla isteyende yok çok şükür çalıştığımızın karşılığı fazlasıyla yetiyor.benim seni muayene etmeme hakkım var. yönetmeliği bilmeden cevap yazmışsın.yönetmelik aynen şöyle:acil dışında hekimde istediği hastayı muayene etmeme polikliniğe kabul etmeme hakkına sahiptir.bende acil doktoru olmadığıma göre benim seni hasta olarak kabul etmeme hakkım var.üç beş kuruş için cana kast edenler %1 bile değildir.bunlarında insanlıklarına bakmak gerekir.kendi şahıslarıyla alakalıdır.ALLAH (c.c ) korkusu olan insanlar yetiştikçede bunlarda zaten kendiliğinden hallolacaktır inşallah

04.04.2013, 10:42
ismail

ayrıca hiçbir doktor hastasını öldürmek veya sakat bırakmak amacıyla ameliyata girmez.hiçbir pilotun uçağını düşürmek istememesi gibi.oda yanlış yaparsa 200 insanın ölümüne sebep olur.ama istenmeyen bir durum olursa elinden geleni yapar.Takdir ALLAH ındır.komplikasyon gelişirse müdahale eder. Takdir tabiki yine ALLAH ındır.bu ülkede 2 insan ameliyattan öldü veya sakat kaldı demek işi bilmemektir.mühendis binayı düzgün yapmazsa 200 insan ölmesine vesile olur.Ama kaderi takdir eden ALLAH tır.bu mühendisin hatası değilmi.bırakalım bu işleride herkes elinden geleni yapsın takdiri Mevlaya bıraksın.

04.04.2013, 10:53
dr mehmet yavuz

bu memlekette mesleğini istismar eden %1-2 civarındaki hekime bakarak, tüm doktorları böyleymiş gbi düşünmek hiç bir etik ve ahlaki kurala uymamaktadır. lakin ben bu konuda sayın yazar Abdullah Taşbaşıyı da eleştiremiyorum. çünkü kendisi de bir zamanlar arkadaşımız ve dostumuz olan ancak bakan olduktan sonra bizi ve tüm dostlaını unutan eski sağlık bakanı Recep Akdağ da böyle icraat yapmış, hekimlik mesleğindeki az sayıdaki çıkarcı hekim yüzünden tüm doktorları yakmıştı.. bir sağlık bakanı tüm inisiyatiflerini olumsuz anlamda kullanırsa sayın abdullah taşbaşı napsın.. ben çok görmüyorum… ayrıca şunu belirteyim ki, ben ameliyathane çıkışında ameliyatı başarılı geçmediği için hüngür hüngür ağlayan çok arkadaşımı görmüşümdür. siz bir doktorun ameliyat esnasında yaşadığı stresi düşünmeden, vefat eden bir hastası sonucunda onun ne acılar çekdiğini empati yapmadan tüm hekimleri eleştirirseniz bence tek taraflı fikir beyan etmiş olusunuz ki ben bunda bir takım kompleksler ararım. şurası unutulmamalı ki, bizzat hekimlik mesleği içesinde olmalarına rağmen, ortalama yaşam süresi en kısa meslek gruplarından biri de doktorlardır.

04.04.2013, 17:26