Anasayfa > İz Bırakanlar > Nurullah Genç

13.07.2012 Cum, 21:30

Nurullah Genç

Reklam

Sağ kesimin yaşayan en büyük şairi olarak gösterdiği Nurullah Genç, 1960 yılında Erzurum’ un Horasan İlçesinde doğdu. 1979-1983 Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nü bitirdi.

 

Daha sonra 1985 yılında başladığı Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Bölümü Yönetim ve Organizasyon Anabilim Dalında yaptığı yüksek lisans eğitimini 1987 yılında tamamladı.
Atatürk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İşletme Bölümü Yönetim ve Organizasyon Anabilim Dalında Doktora çalışmasını yaptı. (1987-1990) 1995’te Yönetim ve Organizasyon Anabilim Dalı’nda Doçent oldu. Atatürk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler    Fakültesi’ nin görevlendirmesi ile İngiltere’de iki aylık araştırma programına katıldı 2001 yılında Yönetim ve Organizasyon Anabilim Dalı’nda Profesör ünvanını aldı.
Başbakan Tayyip Erdoğan internetteki sitesindeGenç’in iki şiirine birden yer verdi. İşte o şiirler
 
BENİ YAKIŞINA
o esrarlı yangına bu can nasıl dayandı
sahile vurdu kalbim; su yandı; kum da yandı
bir mum gibi eriyip aktı uykusuzluğum
ölüme başkaldıran dertli uykum da yandı
kül oldu bir yiğidin figanıyla her umut
bülbülün küllerine konan puhum da yandı
böylesi bir yangını görmedi Nemrut bile
kaktüsün gölgesinde nazlı ahum da yandı
ah’ımdır zannederdim en belalı kıvılcım
kirpiğine dokunan kanlı ahım da yandı
bir damla su ver bana ey çöl, bari sen küsme
kalmadı hiç bir şeyim, bak, günahım da yandı
yenilgiler bir tufan gibi çöktü üstüme
ülkem yıkıldı; heyhat, ordugahım da yandı
köleleri her akşam duman kılı gözlerin
başıma taç ettiğim padişahım da yandı
İlk defa böylesine tutuştu gökkuşağı
renklerim siyah oldu ve siyahım da yandı
O’ndan başka ne varsa yandı; yandık sen ve ben
O’nu göreyim diye, kıblegahım da yandı
HAYAL LİMANINDA
DEMİRLEYEN YELKENLİYE
bilseydin; baharımdı seni bana getiren
bir vedâya ağlayan içli melekler gibi
anlasaydın; Ülkemden hazineler götüren
her bakışı öteden birini bekler gibi
üşüdüğüm sahrada bu deniz sanki serâp
hep aynı dakikada dönüp duruyor zaman
O’nsuzlukta dermanım değil, derdim de hara
ey uyuyan yelkenli, ateşte sen de yan
tahtını en büyülü divânda bulmalı
açılmalı sonsuzluk sularında engine
fırtınalar kopsa da, umudumuz olmalı
limanları boyarken gökkuşağı rengine
yapayalnız kalıyor O’nsuz kumlarda köpük
O’nunla damla damla kuruyor mâsum deniz
batırır en devâsâ gemiyi bile bu yük
ardında birer birer soluyor düşlerimiz
bilseydin; yakınında soluklanan çiçeğin
izlerine mahpustur çatlayan dudaklarım
âyinimiz sürecek o büyük vakte değin
hâtırası köz olsa, yüreğimde saklarım

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.