Anasayfa > Yazar > Sorunlar ve Sorumlular

20.07.2012 Cum, 23:29

Sorunlar ve Sorumlular

Reklam

Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruluş aşamasında iki büyük lider tarafından yönetildi ve bu dönemde bu liderler ülke sorunları ile boğuşurken çok önemli adımlar attılar.

 

Onun için onlara yazarlar, yazdıkları kitaplarda unvanlar verdi. “Birisi Tek Adam” dı, diğeri İkinci Adam.

Tek Adam sorunlarla boğuşurken birçok olayı cesaretle göğüslediğinden hep tek bırakıldı. Ama yanı başında ikinci adamın desteğini gördü.

Onlar cumhuriyetin iki temel taşıdır. Cumhuriyet anıldı mı, bu iki isim birlikte gündeme gelir. Atatürk ve İsmet İnönü.

Son yıllarda İsmet İnönü’ye büyük saldırı ve eleştiriler yöneltilmeye başlandı. Amaç cumhuriyeti ve yapılanları küçük göstererek önce İkinci Adam’ı yok etmek sonra Tek Adam’la baş başa kalmaktadır.

İktidarın bu mücadeleyi kararlılıkla sürdürdüğü ve İsmet İnönü’yü karalama kampanyası başlatarak Cumhuriyet Halk Partisini eleştirirken aslında İsmet Paşa’yı yok etmeyi amaçladığı artık tartışmasız şekilde ortaya çıkmaktadır.

Bütün bunları doğal karşılamamakla birlikte bu ülkenin değerlerine saldırmanın ulusal birliğimizi de yok ettiğini düşünmekle paralel beni en çok kaygılandıran şey şudur; Aynı zamanda şaşırtan da.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı her konuşmasında artık iktidarla bu konuda aynı dili kullanmaktadır. Ona göre bugünkü AKP zihniyeti ile 1940’lı yılların CHP’si aynıdır. Sabahattin Ali’yi öldüren CHP’dir. Nazım Hikmeti hapishanelerde çürüten zihniyet CHP zihniyetidir. Bu açıklamaları duyunca acaba yanlış bir açıklamamı var diye panik ve tereddütte kaldım. Ama ne yazık ki bu sözlerin sahibi CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’dur.

Zannediyorum ki, Kılıçdaroğlu bu eleştirileri yaparak AKP’ye oy verenleri kendi tarafına çekme çabasında. Ama nafile bir uğraş. Bu söylemler CHP’nin kendi tabanında da rahatsızlık ve tepki doğurmuştur. Bu gün CHP % 16’ler ile % 19’lar arasında gidip, gelmektedir.

1940’lı yıllara dönecek olursan 20 milyon insanın öldüğü, 2. Dünya Savaşı yıllarıdır. İsmet İnönü açlık, sefalet ve ölümlerin kol gezdiği ; devletlerin yok edildiği bu dönemden Türkiye Cumhuriyetinin burnunu dahi kanatmadan kenarda tutmasını bilmiştir. Savaşa ülkeyi sokmamış ve böylece ülkemizde büyük felaketler yaşanmasın da politik başarını sürdürmesini bilmiştir.

Sabahattin Ali’yi öldüren zihniyet CHP zihniyeti olamaz. Nazım Hikmet ise CHP’lilerce hapiste tutulmamıştır. Yıllarca bu iki yazarı da başlarının üzerinde taşıyan CHP tabanıdır. Tek parti döneminde sadece CHP’liler mi vardı o partide Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan, Fuat köprülü gibi, daha sonra Demokrat Partiyi kurup, yöneten şahıslar bu parti içinde değil miydi?

Böylesine insafsızca eleştiriler inanın ki CHP’ye hiçbir şey kazandırmıyor. Ama ne yazık ki, CHP içinde genel başkanın bu yanlışlarına ses çıkaran ufacıkta olsa tepki gösteren kimse yok. Asıl üzücü olanda budur.

Hele şu anda CHP içinde önemli bir görev yapan İsmet İnönü’nün torunu “Gülsüm Bilgehan” nasıl sessiz kalarak dedesine ve dolayısıyla cumhuriyete yapılan bu saldırılara tepkisiz kalabiliyor, şaşkınlıkla izliyorum. Partisinin içinde bu kadar hakareti kabul etmesi nasıl izah edilebilir? Onu da anlamakta zorluk çekiyorum.

CHP. tüzük kurultayları onun iki önemli kırılma noksanını ortaya koydu. Genel Merkez ve etrafındaki grup iki tane ayrı toplantı yaparak böylesine demokratik bir talebi coşkulu bir kurultay havasına sokamadı. İki ayrı salonda üstelik antidemokratik sayılacak bir ortamda yapılan toplantılar ana muhalefet partisini de tükenişin başına getirdi.

Muhalif ses istemeyen bir anlayış partinin demokrat olacağı iddiasını da yok etti.

Daha sonrada 4+4+4 adlı yasaya mitinglerle cevap verme hatası başka bir fiyasko olarak karşımıza çıktı. Tandoğan meydanındaki cılız topluluk, daha sonra İzmir’e taşınmak istendi. Burada da istenen sonuç alınamadı. Çünkü CHP artık kendi çizgisinden ve demokratik anlayışından koparılmıştı. Bunun sonucu olarak da kitleden ilgisini hızla kaybediyordu.

Genel Başkan bu tür toplantılar yapıp, partiyi iyice yok edeceğine demokratik bir anlayışı ortaya koyarak tüm partililere kucak açmalıdır. Partinin tabanından ve düşüncesinden yapılan sapmaları ortadan kaldırmalıdır.

Parti adına görüş belirten sözcülerini de bir an önce değiştirmelidir. Bir grup başkan vekili çıkıp meclise silahla gelebileceklerini söyleyebiliyorsa, diğeri cümle sonlarındaki heceleri dahi tamamlayamadan sadece ona buna hakaret eden bir genel başkan yardımcısı görünümünde açıklamalar yaparken örgütlerden sorumlu genel başkan yardımcısı tabana ve kendisine iletilen olumlu eleştirilere kulağını tıkarken; inanı ki bu parti artık ilerisi için umut verme durumundan çıkarılmış durumdadır.

Sonuç olarak şunu söylemeliyim ki, bu kadrolarla Cumhuriyet Halk Partisi 2014 yılında yapılacak seçim sonuçlarında hüsranı yaşayacaktır. Eski bir partili ve dost olarak bunu son bir uyarı görevi olarak yapmayı borç bildim.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.