Anasayfa > Yazar > Ülke Gündemi

20.07.2012 Cum, 21:45

Ülke Gündemi

Reklam

Ülkemizin gündemi 12 Haziran 2011 seçimlerine odaklandı. Siyasi parti liderlerinin miting alanlarındaki birbirlerini yok edercesine yaptıkları sert açıklamalar devam ediyor.

1960’lı yıllardan beri hatırladığım en sert söylemlerin kullanıldığı seçim sürecini yaşıyoruz. Liderlerin birbirlerine sarf ettikleri hoşgörüsüz ve sert uyarılar tabanda da şiddet olarak yerini buluyor.

Protestolar, kavgalar polis ile girişilen mücadeleler seçim gününe kadar daha da artacağa benziyor.

Artık, seçim nabzının biraz daha düşürülmesi gerekmez mi ? Liderlerin daha uyumlu ve yumuşak bir üsluba girmeleri zorunlu hale gelmedi mi ? Çoktan geldi ama bu durumu her nedense onlar bir türlü kabul etmediler. Üslup tüm yıkıcılığı ile devam ederken belden aşağı vurmalarda ayrı bir sorun olarak ülke gündemine oturdu. Yaklaşık bir yıl önce başlayan kaset skandalları hızla devam ediyor. Kişilerin olup, olmadığı da kesinlik kazanmayan ahlaksızca özel hayatın sergilenmesi insanları yok edercesine ve insafsızca sürdürülüyor.

Bu arada siyasi partilerimiz peş, peşe yapacaklarını açıklıyorlar. Tek birleştikleri nokta Anayasa ve daha fazla demokrasi. Bu bence çok büyük bir ayıp olarak düşünülmelidir.

1923’te Cumhuriyet ilan edildi. Cumhuriyetin olmazsa olmazlarından olan demokrasiyi hala gerçekleştirmediğimizi itiraf edip, geçeceğimiz demokrasi  sürecini övünerek anlatıyor siyasi partilerimiz bunun önemli bir başlık olarak halka sunuyor.

Bu noksanlık 21. Yüzyılda ülkemizde sürmektedir. Özgürlük ve demokrasi söylemlerinin hala sürmesi ve önemli başlıkları kapsaması siyasette olan tüm siyasetçilerin bir noksanıdır.

İnsanımıza demokrasiyi ve özgürlükleri uzun süreçte getiremediklerinin bir itirafıdır.

Bu ayıbı artık tümü ile kaldırıp, bir daha dünya kamuoyu önünde tartışmamamız gerektiğine inanıyorum.

Ayrıca Siyasi partilerimizin kendi içlerinde isteyerek gerçekleştirmedikleri demokrasiyi ülkeye nasıl getirecekler? Partilerine egemen kıldıkları “Korku İmparatorluğunu” nasıl yıkıp özlükleri halka sunacaklar?

Hala partilerde liderler tek seçici değil mi? Etraflarına aldıkları alkışçılarla partilerini yönlendirip, milletvekili listelerine atama yapmıyorlar mı ?

Halkın bir seçenek ihtimali var mı? Kimi isteyerek ve  bilerek meclise gönderme özgürlüğünü kullanabiliyorlar?

O halde günümüzde çok geç kalmış olarak tartışılan özgürlük ve demokrasi söylemleri sadece ileriye doğru hayal olmaktan öteye gitmeyen birer vaat olarak kalmaya devam etmiyor mu ?

Önce kendilerine çeki düzen verip, demokrat olmaları , sonrada ülkeye büyük iddialarla getireceklerini söyledikleri demokrasiyi getirme yolunda adım atmaları gerekmiyor mu ?

Politikacılar bu ayıplarını bir an önce düzeltmelidirler.

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.